| Söyleşi: Nobel ödüllü ekonomist Mundell |
|
2006-04-21 11:51:20 - Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Prof. Dr. Robert Mundell, Türk Lirası'nın daha fazla değer kazanmasını engellemek amacıyla Merkez Bankası'nın döviz piyasasına müdahale etmesinin yerinde bir karar olacağını söyledi. Türkiye'de kurun değerinin daha fazla artmadığını, bunun da iyi haber olduğunu belirten Mundell, "Kötü haber; para arzında bir artış oluyor, bu da dezenflasyon oranını düşürüyor. Bu yüzden de enflasyonu yüzde 8'den yüzde 6'ya ya da yüzde 4'e düşüremeyebilirsiniz. Böyle bir risk var" diye konuştu.
İş Yatırım'ın düzenlediği 'Geniş Açı' toplantısında 'Değerli Türk Lirası, Cari İşlemler Açığı ve Enflasyon Hedeflemesi' konulu sunum yapan Mundell, Türkiye'nin kuvvetli ekonomik büyümesine ve enflasyondaki etkileyici düşüşe dikkati çekti.
Bunun borç yükündeki azalışta etkili olduğunu kaydeden Mundell, ithalat artış hızının ihracata göre yüksek olmasının ise dış ticaret açığını artırdığını kaydetti.
2000 yılı itibariyle TL'de güçlü bir reel değer kazancının söz konusu olduğunu belirten Mundell, TL'nin bugün aşırı değerli olduğunu söyledi. Enflasyonla mücadelede sıkça karşılaşılan bir sendrom olduğunu kaydeden Mundell, "Sıkı para politikaları, sermaye girişleri, değer kazanan yerel para birimi, cari işlemler açığı ve düşen enflasyon, hükümetler zaferlerini ilan ederken, kurdaki aşırı değerlenme büyük ölçekli bir devalüasyona yol açar" dedi.
"Kurun değer kazanması enflasyonla mücadeleyi kolaylaştırır"
Enflasyonla mücadelede başarıyı getiren temel unsurun kurun değer kazanması olduğunu ifade eden Mundell, kur ne kadar hızla değer kazanırsa, enflasyona karşı başarının da o kadar çabuk geldiğini anlattı. Mundell, "Ancak, bu durumda, sonradan kurda büyük bir düzeltme yaşanma ihtimali de artmaktadır. Altın kural; Enflasyonun hedeflenen seviyeye indirilmesinin ardından, aşırı değerli kurun denge seviyesine doğru değer kaybetmesi gerekmektedir" diye konuştu.
Brezilya, Meksika, Amerika'dan örnekler veren Mundell, Türkiye'nin enflasyon oranını yüzde 10'un altına indirerek önemli bir başarıya imza attığını söyledi.
Sıkı para politikası ve TL'nin değerlenmesinin, bu sürecin başarıya ulaşmasında etkili olduğunu belirten Mundell, sıkı para politikası ve değerlenen TL ile genişleyen cari açığın, portföy yatırımları ile fazlasıyla finanse edildiğini kaydetti. Mundell, "Fakat mevcut durumun TL'de değerlenmeyle birlikte devam etmesi, diğer ülke örneklerinde olduğu gibi, tarihin tekerrür etme riskini de beraberinde getirmektedir" dedi.
"Faiz ödemelerindeki düşüş bütçe performansına faydalı"
Enflasyondaki düşüşün, sıkı para politikasına ek olarak enflasyonist beklentilerin kırılmasını gerektirdiğini, bunun da ancak bütçedeki iyileşmelerle elde edilebileceğini aktaran Mundell, Türkiye örneğine bakıldığında GSYH'nin yüzdesi olarak faiz ödemelerinin düşüş göstermesinin, bütçe performansını olumlu etkilediğini kaydetti.
Sıkı para politikasının, sermaye girişini artırarak ve kurun değerlenmesini sağlayarak enflasyondaki düşüş sürecini desteklediğini, ancak bunun cari açık ve aşırı değerlenmiş bir kur seviyesine neden olduğunu belirten Mundell, şunları söyledi:
"Bu gelişmelerin bir yansıması olarak büyüme ve borç/GSYH oranındaki iyileşme yavaşlar, dış borçlarda mutlak değer olarak artış görülür. Öte yandan, para biriminin değerlenmesine engel olmak amacıyla kurun seviyesine müdahale etmek de parasal genişlemeye yol açarak, sermaye girişini azaltır. Enflasyonist beklentilerin kırılmasının ardından ortaya çıkan en önemli risk, para biriminin aşırı değerlenmesidir. Piyasa, para biriminin aşırı değerli olduğunu fark eder ve kur riskini daha fazla taşımak istemeyen portföy yatırımları ülkeden ayrılır. En etkili silah olan para politikasını elinde bulunduran Merkez Bankası, döviz kuruna yönelik beklentileri herkesten daha iyi şekillendirebilecek konumdadır."
Türkiye'nin para birimini dolara karşı sabitlememesi gerektiğinin altını çizen Mundell, "Türkiye açısından en doğrusu, ekonomisini Avrupa ile entegrasyona hazır hale getirmek için çalışmaktır. Türkiye'nin, Avro'yu çapa olarak kabul etmesi için henüz çok erken" dedi.
Türkiye'nin para birimini Avro'ya karşı sabitlemeye hazır olmamasının nedenlerine işaret eden Mundell, mali performansta daha üst düzey bir performans ve iyileşme gerektiğini vurguladı.
Kurda dış ve iç dengeyi birlikte sağlayacak denge seviyesini bulmanın zor olduğuna işaret eden Mundell, "Bu konu hakkında daha fazla çalışma yapılmalıdır. Dolar-Avro paritesindeki dalgalanma riski nedeniyle, Avro'nun Dolar karşısındaki olası bir yükselişi, Türkiye ekonomisi açısından da sorun yaratacaktır" diye konuştu.
"MB'nin müdahalesi yerinde bir karar olur"
TL'nin daha fazla değer kazanmasını engellemek amacıyla, Merkez Bankası'nın döviz piyasasına müdahale etmesinin yerinde bir karar olacağını söyleyen Mundell, şunları kaydetti:
"Yüksek cari açık, kurun daha fazla değerlenmesini mesnetsiz bırakıyor. Türkiye'nin rezervleri hiç olmadığı kadar yüksek. Ancak, ilave rezerv birikimi Türkiye'yi muhtemel bir döviz krizinden koruyacağı gibi, spekülatif hareketi de caydıracaktır. Türkiye'nin rezerv rakamı aşırı değil. Rezervlerdeki artış, Türkiye'ye, kendi makroekonomik kararlarını verebilmesi için daha fazla bağımsızlık sağlayacaktır. Beklentilerin iyi yönetilmesi açısından politikaların sürekliliği önem taşıyor. Dolar-Avro paritesindeki dalgalanma ve kamu maliyesindeki iyileşme kalıcı hale gelene kadar, sabit kur rejimine geçiş Türkiye için erken olacaktır."
Mundell, enflasyon hedeflemesine son vermeye gerek olmadığını, ancak modeli döviz kurunun daha iyi yönetilmesiyle desteklemenin yerinde olacağını dile getirdi.
Robert Mundell, "Politikaların sürekliliği önem taşıyor. Yolun ortasında atları değiştiremezsiniz. Ancak bazı küçük değişiklikler yapılabilir" dedi.
Mundell bir soru üzerine, aşırı değerli para birimiyle krizin kaçınılmaz olduğunu, ancak krizlerin gerekli olanı yapma olanağını da beraberinde getirdiğini anlattı.
"Türkiye bir süre açığa razı olursa bütçeyi dengeleyebilir"
Nobel Ekonomi Ödülü sahibi ekonomist Prof. Robert Mundell, Türkiye'nin aslında bütçeyi dengeleyebileceğini, bunun için hükümetin bir süre bir açığa razı olması gerektiğini söyledi.
Çin'deki sabit kur rejiminin ülke ekonomisine sağladığı katkılara değinen Mundell, IMF'in Çin'de dalgalı kur rejimine geçilmesini istediğini, bunun yapılması halinde para biriminin değerleneceğini, bunun çok kötü olacağını, işsizliğin artacağını anlattı.
Mundell, "Hükümet, IMF'in oyun planının ne olduğunu sormalı. Gazetede IMF'in Türkiye'de cari açıktan şikayet ettiğini okudum. IMF, 'Lira dalgalandırılmalı, Hükümet müdahale etmemeli' demiş. IMF'in Türkiye için oyun planı nedir, ben bilmiyorum. IMF'e bunu sormak lazım. Benim anlayabildiğim kadarıyla bir model yok" dedi.
Asya ülkelerinin bütçelerini dengeleyebildiğini ifade eden Mundell, "Türkiye de aslında bütçeyi dengeleyebilir. Bunun için Hükümetin bir süre bir açığa razı olması gerekiyor" görüşünü dile getirdi.
Enflasyon hedeflemesi yapmak için Hükümetin bütçeyi dengelemesi gerektiğini, enflasyon hedeflemesinin ülkelere özgürlük vermediğini belirten Mundell, şunları kaydetti:
"Enflasyon hedeflemesi konusunda gerçekten ciddiyseniz esnek kur rejimi size ekstra bir özgürlük vermez. Ne zaman bir özgürlüğünüz olur? Eğer parasal istikrar hedefine ulaşamazsanız o zaman bir özgürlük kazanırsınız.
'Türkiye kuru sabitlesin' demiyorum. Çünkü ilk önce bütçeyi kontrol altına almanız lazım. Türkiye'de avro mu, dolar mı, ikisi bir arada mı kullanılacak? Gelecekte avronun dolara karşı değer kazanacağını düşünebilirsiniz."
Dış borç konusunda yapılacaklar
Mundell, bir ülkenin cari açığı olabileceğini, ancak öncelikle bu ülkenin net borç veren ülke olması gerektiğini vurgulayarak, "ABD borç taşıyabilir. Türkiye'de borçluluk oranı yüzde 50, 60'tır. Türkiye'nin böyle borcu olmasaydı o zaman bütçe açığı sürdürülebilirdi. Dış borçtan söz ediyorum" diye konuştu.
Türkiye'nin, AB'ye girmek, borcun GSMH'ye oranı ve enflasyon konusunda bir şey yapmak istiyorsa, bunu zamanında yapması gerektiğini belirten Mundell, "Türkiye aslında bu stabilizasyonu 2007-2008'de değil, 2009-2010'da yapsa daha iyi olur. Bu noktada borcun GSMH'ye oranı yüzde 50'den yüzde 35'e düşmüş olabilir ve bu geleceğiniz için daha iyi olabilir" şeklinde konuştu.
Cari bütçe açığını düşürme yöntemlerinden birinin faiz dışı fazlayı artırmak olduğunu, açık azalırsa o zaman bütçe durumunun iyileşeceğini ifade eden Mundell, faiz dışı fazlanın bir politika aracı olarak düşünülmemesi gerektiğini vurguladı.
Mundell, katılımcıların, enflasyon ve faiz oranlarına ilişkin soruları üzerine de "Şimdi dolar-avro kurunu unutun. Siz bir Avrupa ülkesi olsaydınız şöyle bir enflasyon politikanız olurdu; Avrupa'daki enflasyon oranı sizde olurdu. Hükümetin tek yapması gereken de etkili bir vergi sistemi kurmak ve bütçe dengesini korumaktı" dedi.
|
|
Tarih: 21.04.2006 Saat: 11:51 Gönderen: webmaster |
|
|
|
|
Bu haber 10357 defa okundu. |
|
|
|
| | LES-YÖS-Bankacılık Şekil Yeteneği Sayısal İlişki Tacettin Kandemir |
| | | Kan Uykusu 2/ Dvd'li Serdar Akinan |
| |
|
|
|
|
| |
|
|
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|
|
|
|