2008-04-05 19:06:29 - Ankara Ticaret Odası'nın (ATO) yaptığı araştırmada, Türkiye'deki birçok sektörün başta Çin olmak üzere Uzak Doğu ülkelerinden gelen ucuz ithal ürünlerin eline geçtiği, Türkiye'nin çarşı-pazarında tam anlamıyla "Uzak Doğu'dan gelen malların istilası"nın yaşanmaya başladığı kaydedilirken ATO Başkanı Sinan Aygün, "Uzak Doğu'nun ucuz ürünleri birçok sektörü çökertti. Birçoğunu da yakında çökertecek" görüşünü dile getirdi
Ankara Ticaret Odası'nın (ATO) yaptığı araştırmada, düşük reel ücretler, paranın reel değerini düşürme, kopyalama, marka hırsızlığı, devlet desteği, damping gibi nedenlerle önemli bir fiyat avantajı yakalayan Uzak Doğu ülkelerinden Türkiye'nin yaptığı ithalatın, son 5 yılda beşe katlandığı belirtildi.
Türkiye'nin 2002 yılında 3,6 milyar dolar olan Çin, Tayland, Tayvan, Malezya, Endonezya ve Güney Kore'den yaptığı toplam ithalatın 2007'de 23,3 milyar dolara kadar çıktığı ifade edilen araştırmada şöyle denildi:
"Türkiye 2002 yılında toplam ithalatının yüzde 6,9'unu söz konusu ülkelerden yapıyordu. 2007 yılında ise bu oran yüzde 13,7'ye yükseldi. Enerji ithalatı hariç bakıldığında ise söz konusu ülkelerin Türkiye'nin toplam ithalatı içerisindeki payı bu dönemde yüzde 8,4'ten yüzde 17,1'e yükseldi.
Türkiye'nin altı Uzak Doğu ülkesine yaptığı ve 2002 yılında 779 milyon dolar olan ihracat ise 2007 yılında 1,6 milyar dolar oldu. Buna göre Türkiye'nin bu ülkelere karşı 2002 yılında 2,8 milyar dolar olan dış ticaret açığı 2007 yılında 21,7 milyar doları buldu. 2002 yılında Türkiye'nin dış ticaret açığının yüzde 17,9'u bu ülkelerden kaynaklanıyordu. 2008 yılında 63 milyar dolara ulaşan dış ticaret açığı içerisinde söz konusu altı ülkeye karşı verilen açığın payı ise yüzde 35'e ulaştı. Enerji ihracat ve ithalatı hariç tutularak hesaplanan dış ticaret açığının ise yüzde 63,7'si bu ülkelerle yapılan ticaretten kaynaklandı."
100 Oyuncağın 93'ü Uzak Doğu'dan
Türkiye'nin bavul, çanta ve diğer saraciye ürünleri ithalatının miktar olarak yüzde 93,4'ü, değer olarak da yüzde 81,9'unun bu ülkelerden gerçekleştirildiği vurgulanan araştırmada, oyuncak üretimi tümüyle duran Türkiye'nin, oyuncak piyasasının tamamının Uzak Doğulu üreticilerin kontrolüne geçtiği kaydedildi.Türkiye'nin 2007 yılında ithal ettiği her 100 oyuncağın 92,7'sinin Uzak Doğu ülkelerinden geldiği belirtildi.
Araştırmaya göre, Türkiye'nin bisiklet ithalatının miktar olarak yüzde 92,5'i, değer olarak yüzde 81,9'u, müzik aletleri ithalatında toplam ithalatın miktar olarak yüzde 87,5'i, değer olarak 63,2'si, spor malzemeleri ithalatının değer olarak yüzde 68,6'sı miktar olarak yüzde 86,2'si Uzak Doğu ülkelerinden yapıldı.
2007 yılında Türkiye'ye ithal edilen her 100 motosikletten 79'unu Uzak Doğu'dan yapılan ithalat oluşturdu. Uzak Doğu ülkelerinin motosiklet ithalatındaki payı miktar bazında yüzde 79, değer bazında ise yüzde 44,4 oldu. Türkiye'nin 2007 yılında toplam 1 milyar 517 milyon doları bulan televizyon ve radyo alıcıları ithalatının 946 milyon dolarlık kısmı Uzak Doğu ülkelerinden gerçekleştirildi. Parasal değer olarak toplam ithalatta yüzde 62,4 oranında bir payı bulunan bu ülkelerden yapılan televizyon ve radyo alıcıları ithalatının miktar olarak payı ise yüzde 77,1.
Büro, muhasebe ve bilgi işlem makineleri ithalatı 2007 yılında 2 milyar 934 milyon dolara ulaştı. Uzak Doğu ülkelerinden yapılan ithalat miktar olarak toplam ithalatın yüzde 77,1'i değer olarak ise yüzde 64,3'ü oldu.
İthal edilen saatlerin miktar olarak yüzde 73,8'i değer olarak yüzde 35,4'ü Uzak Doğu ülkelerinden yapıldı.
"82,7 milyar dolarlık ithalat"
Her 100 ayakkabıdan 73'ünün Uzak Doğu ülkelerinden ithal edildiği belirtilen araştırmada, Uzak Doğu'nun ayakkabı ithalatında payının miktar olarak yüzde 73,4, değer olarak yüzde 64,3 olarak gerçekleştiği vurgulandı. Elektrik ampulü ve lambalarıyla diğer aydınlatma cihazları ithalatının yüzde 70,1'inin Uzak Doğu ülkelerinden yapıldığı belirtilen araştırmada, 2007 yılında radyo ve televizyon vericileri ve telefon, telgraf teçhizatı ithalatının miktar olarak yüzde 67,6'sının Uzak Doğu ülkelerinden yapıldığı bildirildi.
Uluslararası Standart Sanayi Sınıflamasına göre belirlenen 144 sektörün 79'unda Uzak Doğu ülkelerinden yapılan ithalatın payının yüzde 10'un üzerinde seyrettiğine işaret edilen araştırmada, "Türkiye 2007 yılında söz konusu 79 sektörde toplam 82,7 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Bunun 19,1 milyar dolarla değer olarak yüzde 24'ünü miktar olarak yüzde 30'unu Uzak Doğu'dan yapılan ithalat oluşturdu" denildi.
"İthalatın maliyeti düşük"
Araştırmada, başta Çin olmak üzere Uzak Doğu ülkelerinden yapılan ithalatın birçok sektörde yerli üretimi yok edebilecek bir büyüklüğe ulaşmasında, bu ülkelerden yapılan ithalatın maliyetinin düşük kalmasının etkili olduğu vurgulandı. Araştırmaya göre, bazı sektörlerde Uzak Doğu ve diğer ülkelerin fiyatları şöyle:
"Çanta, bavul ve saraciye ürünlerinin kilosu için Uzak Doğu ülkelerine ortalama 14,7 dolar ödenirken, diğer ülkelerden alınan benzeri ürünlerin kilosu 45,7 dolara geldi. Bisiklet ithalatında Uzak Doğu ülkelerinde kilo başına 2,8 dolar olan fiyat diğer ülkelerden yapılan ithalatta ise 7,8 dolara ulaşıyor. Diğer ülkelerden alınan motosikletler için kilo başına 20,6 dolar ödenirken, Uzak Doğu ülkelerinin fiyatı 4,4 dolarda kaldı. Uzak Doğu ülkelerinden kilosu 20,4 dolara alınabilen saatler için diğer ülkelere 104,9 dolarlık bir fiyat ortaya çıktı."
"Ürünlere karşı 'Çin seddi' oluşturulmalıydı"
Araştırma sonuçlarını değerlendiren ATO Başkanı Sinan Aygün, özellikle Çin'in 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü'ne üye olması ve 2005 yılından itibaren de kotaların kaldırılmaya başlamasıyla birlikte dikkat çekilen tehlikelerin bir bir gerçekleştiğini belirtti. Birçok işyerinin ucuz Uzak Doğu ürünleriyle rekabet edemeyerek üretimini durdurduğunu ithalatçı durumuna geldiğini ifade eden Aygün, "Uzak Doğu'nun ucuz ürünleri birçok sektörü çökertti. Birçoğunu da yakında çökertecek" görüşünü dile getirdi. Uzak Doğu'dan gelip Türk limanlarına mal indiren her bir geminin bir fabrikanın kapanmasına, 200 kişinin işsiz kalmasına yol açtığını belirten Aygün, şunları kaydetti:
"Bu ürünlere karşı bir Çin Seddi oluşturmamız gerekiyordu. Ancak 2003 yılından bu yana yaptığımız tüm uyarılara rağmen Türkiye, uluslararası anlaşmalardan doğan haklarını bile kullanmadı. Bir yandan çeşitli teknik engeller çıkararak bu ülkelerden yapılan ithalatı azaltabilir, bir yandan da yerli üretimin maliyetini düşürecek önlemleri yürürlüğe koyabilirdik. Biz hiç birini yapmadık. Uzak Doğu ülkeleri sürekli paralarına değer kaybettirerek ihraç ürünlerinin fiyatlarını düşürürken biz de döviz kurunu düşürerek onlara yardım ettik. Adeta ithalatı teşvik ettik. Bu manzarayı ortaya çıkardık. Türkiye ekonomisinin istihdam yaratamamasının altında bu manzara yatıyor."