2008-03-21 14:50:49 - Ergenekon soruşturması, bu sabah yaşanan sürpriz gözaltılarla yeniden gündeme geldi. Gözaltına alınanlar arasında Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve yayın kurulu başkanı İlhan Selçuk, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu da bulunuyor.
Ergenekon soruşturması çerçevesinde dün de, Sedat Peker'den sonra, halen cezaevinde bulunan Susurluk davası hükümlüsü Yaşar Öz ile Akın Birdal suikasti ile tanınan Semih Tufan Gülaltay da, savcıya 14 saat ifade vermişti.
Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve yayın kurulu başkanı İlhan Selçuk bu sabah saatlerinde İstanbul'da gözaltına alınırken, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, Ankara Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltında alındı.
Ankara'da sabaha karşı Ergenekon Operasyonu kapsamında İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın talimatıyla gözaltına alınan Perinçek ve koruması Yusuf Beşerik, soruşturmanın yürütüldüğü İstanbul'a uçakla getirildi. Perinçek'in geleceğini duyan İP'liler, Vatan Caddesi'nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün önünde toplanmaya başladı.
İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın talimatı doğrultusunda gözaltına alınan Perinçek'in Ergenekon soruşturması kapsamında sorgulanacağı bildirildi. Öte yandan polis İşçi Partisi'nin İstanbul İl Başkanlığı ile Ulusal Kanal'da arama yapıyor. İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Erkan Önsel, İstiklal Caddesi'nde bulunan il başkanlığında yaptığı basın açıklamasında, polisin sabah saat 04.00-04.30 sıralarında İP, Ulusal Kanal ve Aydınlık Dergisinin İstanbul ve Ankara'daki merkezlerine eş zamanlı olarak operasyon düzenlendiğini söyledi. Erkan Önsel, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever'in de gözaltına alındığını söyledi. Bu arada, İP İstanbul İl Başkanlığı ve Ulusal Kanal'ın bulunduğu binanın önünde çok sayıda polis güvenlik önlemi aldı.Ergenekon soruşturması çerçevesinde dün de, Sedat Peker'den sonra, halen cezaevinde bulunan Susurluk davası hükümlüsü Yaşar Öz ile Semih Tufan Gülaltay da, savcıya 14 saat ifade vermişti.
Ümraniye'de bir gecekonduda bulunan el bombalarıyla ilgili olarak başlatılan, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Avukat Kemal Kerinçsiz, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol ve Doçent Emin Gürses'in de aralarında bulunduğu 37 kişi tutuklanmıştı.
Gazeteci örgütlerinden Selçuk'un gözaltına alınmasına tepki
Cumhuriyet Gazetesi Yazarı ve İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk'un sabaha karşı evi basılarak gözaltına alınmasına basın örgütleri sert tepki gösterdi. Basın örgütleri, söz konusu durumu darbe dönemindeki gözaltı olaylarına benzetirken, iktidarın muhalif sesleri susturma çabası olduğu görüşünde birleştiler. Basın örgütlerinin değerlendirmeleri şöyle:
Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi: Devam eden bir soruşturma hakkında yorum yapmanın doğru olmayacağını düşünüyorum. Böyle bir oluşumla ilgili olduklarını düşünmüyorum. Sadece şoke olduğumu söylemek istiyorum. Birileri sanki bundan haz duyarmış gibi. Bakarsınız eli kanlı birine gayet iyi davranırlar. Bizim tarihimiz bu tür uygulamalarla dolu. Ayıptır, yapana da ayıptır, yaptırana da ayıptır. Bu tür işlemlerden polisin kazancı yoktur. Devlet yıpranır.
TOBB Medya ve İletişim Meclisi Başkanı Vahap Munyar: Meslek büyüğümüz, 83 yaşındaki İlhan Selçuk'un bu sabah saat 04.00'te hem de evine baskın yaparcasına gözaltına alınmasını, gerekçesi ne olursa olsun, şekil açısından doğru bulmadığımızı belirtmek isterim. İlhan Selçuk, Cumhuriyet Gazetesi gibi saygın bir yayın organının başında bulunuyor, devletin sağladığı iki korumayla dolaşıyor, kısacası adresi biliniyor. Selçuk'un başta 12 Mart dönemi olmak üzere geçmiş yıllarda yaşadıkları, onun herhangi bir şekilde emniyetin, savcıların çağrılarına uyduğunu da ortaya koyuyor. Yani, kaçmıyor, göçmüyor. Eğer bir gereği varsa, kendisine haber verildiğinde rahatlıkla emniyete gitmesi söz konusu olan İlhan Selçuk'a dönük gerçekleştirilen uygulama, tüm meslektaşlarımızı derinden üzdü, tepkisine yol açtı. İlhan Selçuk'la ilgili gelişmeleri yakından izliyoruz, gözaltına alınış gerekçesinin ne olduğunun bir an önce açıklanmasını bekliyoruz.
Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Nazmi Bilgin: Bu konu cadı avı haline gelmiştir. Açılan bir kazana herkesin atılma çabasıdır. Yaşamını demokrasi için veren bir kişinin böyle bir şeyin içine alınması iktidarın kendilerine karşı çıkan herkese bir tuzak haline getirdiği bir olay olarak değerlendiriyorum. Çaresizlik bazen pek çok yanlışlıklar yaptırabilir. Ama bağımsızlığına inandığımız yargının ve emniyet sistemin siyasete alet olmaması gerektiğine inanıyorum.
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay: Demokrasiyi, insan haklarını, Avrupa Birliği kriterlerini hiç ağzından düşürmeyen AKP iktidarında bu sabaha karşı evler, basın-yayın organları basılıyor. 12 Mart ve 12 Eylül Darbe dönemlerindeki uygulamaları hatırlatan gözaltına almalar yaşanıyor. Savcılığın gerekli gördüğü konularda ve davalarda ihtiyaç duyduğu kişilerin ifadesine, bilgisine başvurma hakkı kuşkusuz vardır. Ancak bunun darbe dönemlerinde yaşanan gece yarısı ya da sabaha karşı operasyonları ile yapılmasının artık gerilerde kaldığını sanıyorduk. Öte yandan Gözaltına alınan meslektaşların ortak özellikleri ise yazılarıyla, yayınlarıyla, açıklamalarıyla bugünkü iktidara, bu iktidarın uygulamalarına karşı olmalarıdır. Bu durum ise muhalif yazarlara, yayıncılara, muhalif basına karşı bir sindirme ve korku salma eylemidir.
RTGD Başkanı Metin Özkan: Bu gözaltı rejimi, geçmişteki 12 Mart gibi ara rejimleri, 12 Eylül gibi darbe günlerindeki uygulamalarını çağrıştırıyor. Üstelik bunlar demokratikleşmenin ve hukukun üstünlüğü ilkesinin iktidar partisi tarafında olanca gücüyle savunulduğu bir dönemde yapılıyor. Bu uygulama polis devleti imajı veriyor. Şüphesiz ki yargıya herkes gibi biz de güveniyoruz. Ancak, AB reformlarını gerçekleştirmek iddiasıyla iş başında bulunan bir iktidar döneminde İlhan Selçuk gibi yazmanın dışında hiçbir eylemi olmayan birinin böyle kabul edilemez biçimde gözaltına alınmasını kınıyorum.
Ekonomi Muhabirleri Derneği Başkanı Ali Doğanoğlu: Böyle bir şeyi kesinlikle doğru bulmuyoruz. Bu tür soruşturmalarda yeterli delil ve belge olmadan insanları çeşitli suçlamalar altında bırakarak, kamuoyuna teşhir edilmesi son derece yanlıştır. Başta İlhan Selçuk, olmak üzere gözaltına alınanlar, yıllardır göz önünde olan ve siyasi düşünceleri, görüşleri bilinen insanlardır. bu anlamda yeterli delil ve belge olmadan bu şekilde bu insanların gözaltına alınması çok yanlıştır. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti de bir bildiri ile İlhan Selçuk'un gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Cemiyetin bildirisi şöyle: "Ergenekon Soruşturması çerçevesinde yeni gözaltılar olduğu açıklandı. Bağımsız Türk yargısı, ihtiyaç duyduğunda her Türk vatandaşını gözaltına alarak yargılayabilme hakkına sahiptir.Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak, yargının bu hakkına saygı duyuyoruz.Ancak, özellikle kim olduğu bilinen, adı Türkiye'nin en eski yayın organı Cumhuriyet ile özdeşleşen, yaşamı evi ile gazetesi arasında ve iki resmi koruma eşliğinde geçen 83 yaşındaki gazeteci İlhan Selçuk'un evinin basılarak, sabaha karşı gözaltına alınmasının gereğini anlamış değiliz.Hrant Dink davası zanlılarına karakolda bayraklı pozlar verdirildiği görüntüler hafızalarda çok taze duruyor.Bunu hatırlayınca, İlhan Selçuk'a gösterilen muameleyi anlamakta daha büyük güçlük çekiyoruz.Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin bağımsız Türk yargısına güvenini bir kez daha anımsatmak isteriz... Konunun takipçisi olacağımızı duyururuz..."