2007-12-07 10:47:13 - Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, "Benim adıma devletin ödediği parayı almak istiyorum' diyenlerin sayısı 101 milyon adet" dedi. Bankanın operasyonel yükününün büyüklüğünü rakamlarla anlatan Çağlar, sadece emekli maaş ödemeleri için aylık 6.5 milyon adet işlem yaptıklarını bildirdi. Geçen yıllarda sektörün kendilerinden daha fazla büyüyeceğini hesapladıklarını, kendilerinin ise kârlı büyümeye odaklandıklarını ifade eden Çağlar, yıl sonunda 2.3 milyar YTL'nin üzerinde bir kâr rakamı elde etmeyi umduklarını söyledi. Çağlar, bankanın rakamsal büyüklüğü nedeniyle blok satış değil, bölümler halinde halka arz yapılmasının daha doğru olacağını da ifade etti.
Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, Active Academy'nin düzenlediği Finans Zirvesi'nde bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı. Çağlar, geçen yıl bankanın 2.1 milyar YTL olan kârının, bu yıl 2.3 milyar YTL'nin üzerinde olacağını belirtirken, "Biz her hal ve şartta büyüyoruz. Sektör bizden daha hızlı büyüme potansiyeline sahipti. Bizim eleman alma, şube açma konusunda bazı sıkıntılarımız vardı. Biz büyümeyi hiç durdurmuyoruz. Biz hiçbir zaman hacimsel büyüklükte yarış içersinde değiliz. Biz kârlılık, müşteri memnuniyeti ve verimlilikte iyi olmaya çalışıyoruz" dedi.
2010'da kredi oranlarımız rakiplerle aynı olacak
Ziraat Bankası bilançosundaki devlet iç borçlanma senetlerinin oranının yüzde 57 olduğunu söyleyen Çağlar, 2001 yılında Ziraat'e görev zararlarına mahsuben verilen 12.1 milyar YTL'lik devlet tahvillerinin vadesi gelmedikçe tasfiye edilmesinin mümkün olmadığını, diğer grup tahvillerin ise Hazine ihalelerinde aldıkları kağıtlar olduğunu hatırlattı. Görev zararları karşılığı verilen kağıtların en son vadesinin 2010 yılı olduğunu söyleyen Çağlar, "2010 yılı hedefimiz Ziraat Bankası sektördeki benzer bankaların aktifi içinde kredisi neyse, menkul kıymetlerin payı neyse bizimki de o olacak" dedi.
Aktiflerindeki kredilerin payının yüzde 5'ten yüzde 27'lere geldiğini hatırlatan Çağlar, 65 miyar YTL'lik mevduatları olduğunu, bunu yüzde 80'lere varan oranlarda birden bire krediye dönüştürmenin kolay olmadığını söyledi.
Bankanın ana stratejisinin, kamusal yük ve ayrıcalıklardan arındırılmak olduğunu kaydeden Çağlar, "Kamu haznedarlığı tebliği bunun bir örneği. Bir de devlet adına yaptığımız işlerde bize bir görev zararı olmasını engelleyen kanun var. Son 5 yıl içinde herhangi bir şekilde görev zararı oluşturulmadı" diye konuştu.
11 ayda 101 milyon adet zorunlu işlem yaptık
'En büyük rakibiniz İş Bankası mı?' sorusuna, "Herkes bizim rakibimiz. Çünkü biz artık piyasadan kopuk banka değiliz" diye yanıt veren Çağlar, şöyle konuştu: "Bazen yaptığımız işlerde operasyonel yüklerin altına boğulduğumuz için hizmette kusur edebiliyoruz. Mesela, pazartesi günü 1 milyon 222 bin kişinin 65 yaş ödemelerini yaptık. Bir günde 1 milyon 222 bin insana maaş ödüyoruz. Bu insanların kimi tekerlekli sandalye ile geliyor, kimi 70-80 yaşında imza atmayı bilmiyor. Sanıyorum Diyarbakır şubesiydi. Bir şube başına 17 bin kişi düşüyor. Bunlar kamusal yük. Bunları da tabii biri yapacak.
Bunlar bankacılık tortusu oluşturabilecek, bankacılık kârı oluşturabilecek işlemler değil. Bu insanlara kişi başına aylık 100 lira ödüyorsunuz. Üç ayda bir geldikleri için 300 YTL. Siz Hazine'den bir gün önce 300 lirayı alıyorsunuz, ertesi gün 1.222.000 kişiye ödüyorsunuz. Bunu hiçbir banka kabul etmiyor. Bunu bırakın, Emekli Sandığı emeklilerimiz, Bağkur ve SSK emeklilerimiz var. Bunlara bile biz ayda 6.5 milyon işlem yapıyoruz. Sadece Aralık başına kadar Ziraat Bankası'nın zorunlu olarak ödediği işlem sayısı 101 milyon adet".
Kamu haznedarlığı sistemi kârlılığımızı etkileyebilir
Kamu mevduatlarının özel bankalara da yatırılması anlamına gelen Kamu Haznedarlığı sistemi ile ilgili de bilgi veren Çağlar, "Kamu Haznedarlığı Tebliği içerisinde iki aşama var. Birincisi direkt, Merkez Bankası'na devredilmesi gereken aşama. Bir diğeri de bütün bankalara açılması gereken aşama. Ama şu an kararlaştırılmış bir şey yok. Belediyeler, iktisadi devlet teşekkülleri hem bizde olabilir, hem özel bankalarda olabilir. Bunların bir kısmının özel bankalara açılması gündemde. Kamu bankalarının yıllardır haksız rekabet yaptığı, piyasayı bozduğu şeklindeki algılamasının önüne geçilebilmesi için tamamen AB müktesabatındaki kamusal ayrıcalıklar ve kamusal yüklerden arındırılması adımlarının bir tanesi olacak. Kârlılığımızı mutlaka etkileyebilir, ama bu paraların büyük çoğunluğu bizde vadeli olarak duran paraydı. Kamunun ödemeler için yatırdığı paralar bizim o anki kesit bilançomuza bakıldığında bir rakam ifade ediyor. Ama tortu anlamında, kârlılık anlamında bakıldığında çok kârımıza katkısı olan rakamlar değil. Bizde vadesiz olarak kalıp çok uzun süre kalırsa biz bu işten para yazarız. Dolayısıyla bu paranın bizden çıkıyor olması kârlılığımızı mutlaka etkileyecektir. Diğer bankalar likidite ihtiyaçları çerçevesinde benim yüzde 15 verdiği paraya yüzde 16 derse, bu para benden çıkmasın diye ben de yüzde 16 diyeceğim. Bu anlamda belki yukarı çıkabilir. Şu anki oranlar kamu kurumların oranları da diğer bankaların normal müşterilerine uyguladıkları oranlarla çok paralel olduğu için orada çok ciddi endişemiz yok" değerlendirmesi yaptı.
Özelleşmeye halka arzla başlanılması doğru olur
Halka arz ile ilgili henüz netleşen bir karar olmadığını söyleyen Çağlar, "Rakamsal büyüklüğümüz, kârlılığımız bu boyutlarla bakılırsa Ziraat Bankası'nın blok satılabilmesi çok mümkün değil. Yani halka açık olmayan dünyadaki en büyük kuruluşlar listesinde 138. sıradayız. Halk Bankası'nın 10 milyar dolarlık piyasa değeri göz önüne alınırsa bizim çok daha yukarıda bir rakam olacağı için böyle blok mu olmalı, halka arz mı olmalı konusunda görünen şu ki, eğer özelleştirme gündeme gelirse dilimler halinde halka arzla başlamak işin doğrusudur" dedi.
İş Bankası İstanbul'a geldi, yüzde 908 büyüdü
İş Bankası'nın İstanbul'a geldikten sonra yüzde 908 büyüdüğünü hatırlatan Çağlar, "Ersin bey (Özince) ile biz bunu konuştuğumuzda, 'Hiç tereddüt etmeyin, İyi ki de gelmişiz' diyor. İstanbul'a taşınmak, iş süreçlerinin ve iş tutuş tarzının yeniden gözden geçirilmesi açısından heyecan verici bir olay. Ama takvimi yer sorunu hallettikten sonra belli olacak. Ataşehir'de bir yerler var. Onun imarıyla ilgili bakılıyor. İmarla ilgili düzenlemelerde bir problem çıkmazsa orası olacak. Yoksa başka yerler var. Oralara bakacağız" diye konuştu.
1.100 kişi emekli olacak 2.000 kişi işe alınacak
Danıştay'ın Bakanlar Kurulu kararıyla bankanın eleman alması kararını iptal etmesinin ardından 1.5 yıl kimseyi alamadıklarını hatırlatan Çağlar, seçim öncesinde yeni bir kanun çıkardıklarını söyledi. 22 bin kişiden, 2 bin kişinin emekli olduğunu belirten Çağlar, "Geçen hafta 850 kişi işe başladı. Önümüzdeki 2008 yılında 2 bin kişiyi mutlaka almamız gerekiyor. Çünkü bizde her yıl ortalama 1.100 kişi emekli oluyor. Norm kadromuza ulaşmak için 2 bin kişi alabilmemiz var" dedi.
"Ziraat farklı konsepte bir şubeyle geliyor"
Şu anda Türkiye'de 453 yerde şubelerinin olduğunu söyleyen Çağlar, "Potansiyel gördüğümüz yerlerde şube açıyoruz. Hatta yakında çok farklı bir şube konseptiyle çıkacağız. Ama diğer bankalar gibi çok agresif şubeleşme planımız yok. Zaten şu anda açık ara en yaygın network'e biz sahibiz. Dolayısıyla diğer bankaların önce oralara gelip bize iştirak etmesi lazım, ondan sonra biz 'Eyvah birileri geliyor' diye endişe ederiz" dedi. Zarar ettikleri şube bulunmadığını vuırgulayan Çağlar, Yunanistan'da Atina ve Gümilcine'de açılacak iki şube için şirketin tescil edilmesini beklediklerini, tescilden sonra açılışın 1.5-2 ay süreceğini söyledi.
Batı bankacılığı zarar yazacak kredi maliyetleri yükselecek
2008 yılı beklentilerini de aktaran Can Akın Çağlar, Türkiye'de makro verilerde sorun beklemediklerini ifade ederek: "Yurtdışındaki subprime kredilerinin yaklaşık 1 trilyon dolar büyüklüğünü göz önüne alırsak, bunun da yüzde 20-25'inin subprime krediler olduğunu düşünürsek, Batı bankacılığı ciddi anlamda bu işten zarar yazacak. O zararların yazılması likidite anlamında bazı kaygıların ön plana çıkmasına sebep olabilecek. Dolayısıyla likidite ön plana çıkabilir. Likiditenin ön plana çıkmasının da bizim için şöyle etkisi olabilir. Bugün bizler veya özel sektör libor artı 0.25-0.50'ler civarında borçlanırken, belki önümüzdeki dönemde likiditenin daralması nedeniyle daha yüksek maliyetlerle çalışabiliriz. Bizim topladığımız kaynakların yüksek maliyetli olması kredi maliyetlerini de o çerçevede yükseltebilir".