2007-12-07 10:39:20 - Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Ahmet Ertürk, TMSF'nin yetkilerinin budanması ile ilgili bir takım girişimler olduğunu duyduğunu belirterek, "Sistemin tümünü tehlikeye, riske atacak kötü niyetli, hileli işlemler, dolandırıcılıklar yapmaya niyetli oyuncuları o sistemin kendi içinde barındırmaması gerekir" dedi.
Active Academy 5. Uluslararası Finans Zirvesinin ikinci gününde düzenlenen "Türkiye'nin Makro Ekonomik Görünümü ve İstanbul'un Konumu" konulu oturumunda konuşan Ertürk, basından, TMSF'nin yetkilerinin budanması ile ilgili bir takım girişimler olduğunu duyduğunu dile getirdi: Ertürk, şu ifadelere yer verdi:
"Bu girişimlerin dayandığı anlayış yanlış anlayıştır. Bankacılık sistemi, yerlisi ile yabancısı ile kural dışı oyuncuların sisteme girmesinden önce onların rahatsız olması gerekir. Sistemin tümünü tehlikeye, riske atacak işleri, kötü niyetli hileli işlemler, dolandırıcılıklar yapmaya niyetli oyuncuları o sistemin kendi içinde barındırmaması gerekir. Bu Bankalar Birliğinin yapacağı bir şey değildir. Bu çok ciddi yaptırımları içermekle, çok ciddi yaptırımları kararlı bir şekilde uygulamakla mümkün olabilir. Türkiye bir daha bankacılık sisteminde kural dışı tabloları yaşamaya tahammül edemez. Bu toplum 50 milyar daha yükü kaldıramaz. Burada bazı abartmalar bazı münferit olayları büyüterek ve saptırarak gerçekten masum oyuncuların banka sistemindeki ya da masum yatırımcıların, iş adamlarının zarar gördüğü gibi bir anlayış varsa, burada idari sistemi daha dikkatli olmaya davet edilmesi doğrudur. Bunun yolu, bankacılık sisteminde ahlak ve kural dışı eylemleri hoş görmeye dönük bir anlayışı Türkiye'ye yeniden getirmek değildir."
Yabancı bankalar
Yabancı bankaların bu konuda rahatsız olduklarına dair "bir efsane" bulunduğunu ifade eden Ertürk, "Yabancı bankaların, Türkiye'ye gelen uluslararası ölçekteki büyük bankaların geldikleri ortamda bundan çok daha şiddetli çok daha büyük yaptırımlar içeren hukuk sistemlerinin olduğunu çok iyi biliyorum. ABD'de TMSF'nin oradaki muadili olan kuruluş olan FTIC'nin sahip olduğu yetkiler, TMSF'nin bugün sahip olmadığı yetkilerdir. Sıkıntıya giren bir bankaya FTIC'nin müdahale etmesinden sonra, o süreci etkileyecek hiç bir idari ve yargı kararı verilemez" dedi.
Tasfiyenin topluma maliyetini aşağı çekebilmek için bunu çok kısa sürede ve hızlı yapmak gerektiğini kaydeden Ertürk, "Bugün bizim yaşadığımız sorunlar, Türkiye'nin tasfiye sorunu ile daha uzun süre yaşaması anlamına geliyor. Hangimiz buna katlanabiliriz? Ben dolayısıyla yabancı bankalara böyle bir niyet atfetmenin bir efsane olduğunu, hatta safsata olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.
TMSF Başkanı Ertürk, yerli bankalar açısından da, zaten kurallara uygun, banka otoritesinin tespit ettiği düzen içinde çalışan bir bankanın TMSF'nin çalışmalarından rahatsız olması için bir sebep göremediğini söyledi.
İstanbul'un finans merkezi olmasına itiraz
TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, İstanbul'un dünyanın, dünya kültürünün malı olduğunu belirterek, bu noktada İstanbul'un finans merkezi olmasına da itirazı olduğunu söyledi. Ertürk, "Onu bir finans merkezi olarak mı, bir kültür merkezi olarak mı, bir tarihi cazibe merkezi olarak mı konumlandıracağız? Hangisi İstanbul, Türkiye, dünya kültürü ve tarihi için daha uygun bir proje olur?" diye konuştu.
Türkiye'nin bir "kolaycı çözümler" ülkesi olduğunu savunan Ertürk, şöyle devam etti:
"Hatırlıyorum, dünyanın neresinde yeni fikir, yeni proje varsa, biz onu Türkiye'ye taşımaya çalıştık. Türkiye'yi, İstanbul'u tarihte bir Las Vegas yapma düşüncesi vardı. Sonra (Silikon Vadisini İstanbul'a taşıyalım) projesi hala devam ediyor. İstanbul gibi bir kent hem Las Vegas, hem Silikon Vadisi, hem kültür merkezi, hem tarihi merkez olabilir mi? Bu düşünceler İstanbul'u toptan tarihe gömme projesi değil midir? O zaman İstanbul için önce bu projelerden hangisini seçeceğimize karar vermeliyiz."
Ahmet Ertürk, "Cenevre'den İstanbul'a 2-2,5 saatte gelen bir yabancı yatırımcı, havaalanından Taksim'e 2 saatte geliyorsa, sizin İstanbul'u finans merkezi ya da başka bir merkez yapma projenizin önünde ciddi engel var demektir" diye konuştu.
İstanbul'un Dubai, Kazakistan'ın yeni oluşturulan başkenti ya da bir başka yapay kentlerden birisi olmadığını ifade eden Ertürk, şunları kaydetti:
"İstanbul dünyanın en eski kentlerinden biri ve biz bir tarih devraldık. Bu kenti biz inşaa etmedik, bu kenti devraldık ve bu kent sadece bizim malımız değil. Dünyanın, dünya kültürünün malı. İstanbul'u finans merkezi yapma projesine onun için şimdi itirazım var, bu noktada... Zaten önce Türkiye'yi finans merkezi yapamamışız ki... Ziraat Bankası, Halk Bankası, Vakıflar Bankası, SPK, BDDK, Merkez Bankası, bütün bunlar Ankara'da, biz İstanbul'u dünya finans merkezi yapalım diyoruz. Burada bir gariplik yok mu? Önce Türkiye'yi finans merkezi yapmakla başlayalım. Nasıl çalışır bilmiyorum, Can Bey (Ziraat Bankası Genel Müdürü) mutlu olur mu bilmiyorum köprüden 2 saatte geçmekten. Ondan sonra dünya finans merkezi yapma projesine oradan devam ederiz."
Bir kentin kültür merkezi olarak konumlandırmakla finansal merkez olarak konumlandırmanın arasında ciddi farklıklar bulunduğuna dikkat çeken Ertürk, finans merkezi olması için modern bir kent olması ve onun istenildiği gibi inşa edilmesi gerektiğini söyledi.
Ertürk, "Yani orada bir Dubai, Singapur oluşturabilmeniz lazım. Oysa tarihi bir kentte sizin sınırlamalarınız var, bunu yapamazsınız. Bu projenin başındaki dostlarıma tavsiye ediyorum; İstanbul'u finans merkezi yapmakla acaba zaten çürümekte, yozlaşmakta olan İstanbul'a biraz daha fazla yük mü bindirmiş olacağız? Onu ciddi olarak tartışalım konuşalım" diye konuştu.