2007-11-28 12:34:25 - Metin Ar, Türkiye’nin en ünlü yatırım bankacısı. Hemen her yıl uluslararası ödüller alıyor, ‘etkin kişi’ seçiliyor. Sonuncusu geçen hafta çok çarpıcı bir şekilde geldi. Bu kadar başarının altında kuşkusuz yaptığı çarpıcı işler var. Uzan’ın çimento fabrikalarını, Zorlu’nun rekor fiyat verdiği Karayolları arazisini satan o idi. Sabah-atv’nin satışındaki fiyatı da o belirledi. Bakın neler anlatıyor.
Garanti Yatırım İcra Kurulu Başkanı Metin Ar ile önümüzdeki günlerde yapılacak Sabah-atv ihalesi ve gündemdeki gelişmeleri konuştuk. Fazla uzatmaya gerek yok. Okuyun bakın neler söylüyor...
Herkesin gözü, en azından etkin nüfusun gözü bu ihalede. Stresli mi Sabah-atv’nin ihalesi için çalışmak? Diğer yaptığınız işlerden bir farkı var mı?
Yok. Satışını biz yapmadığımız için yok. Satışını biz yapsaydık vardı. Ama işin zor tarafını TMSF kendisi yaptığı için çok sorun olmuyor. Biz sadece değerlemesini yaptık. Bilgi odası hazırlıklarını yaptık. Kayıtları düzenledik.
Ahmet Ertürk ‘Talep bizi memnun etmedi’ diye bir söz kullandı. Siz nasıl karşılıyorsunuz bunu? Niye talep düşük geldi?
Birkaç tane nedeni var. Örneğin yabancı yatırımcıya yüzde 25 hisse sınırlaması. İkincisi son 4-5 ayda uluslararası piyasalarda yaşanan dalgalanmalar sonucu borçlanma imkanlarının zorlaşması. Bu durum satılacak malın fiyatını 6 ay öncesine göre düşüren bir faktör. En azından uluslararası sermaye fonlarının talebini etkileyen bir neden oldu. Dolayısıyla masanın etrafında üç kişi kaldı. Bunun doğal sonucu olarak satılacak malın fiyatı, masanın etrafında daha fazla sayıda alıcı olmasına durumuna göre düşük olacak. Burada Ahmet Bey’in söylediklerine katılıyorum. Üçüncü sebep de biraz daha uzun bir ihale süreci olsaydı katılımcı sayısı daha fazla olabilirdi. Bu Ahmet Bey’in söylediği bir şey değil. Ben söylüyorum. Çok süratli bir süreç uygulandı. Bir ihale süreci bu kadar hızlı olursa bazı yabancı yatırımcılar ‘Biz bu kadar süratli karar veremeyiz’ diyebiliyor.
Biraz önce açık verdiniz. Tuzak bir soru geliyor şimdi: ‘Dünyadaki konjonktür ve borçlanma imkanları değişti. Bu da talebi ve fiyatı etkileyecek bir unsur’ dediniz. Ancak siz Sabah-atv için 1.1 milyar dolarlık fiyatlamayı daha önceki olumlu şartlara göre yaptınız. Fiyat şu andaki konjonktüre göre yüksek kalmıyor mu o zaman?
(Kahkahaları odayı dolduruyor...) Evet biraz kalıyor olabilir. Fakat burada tabii tuzağa düşmeden iki tane cevabım var. Birincisi biz tecrübeli bir yatırım bankacısı olduğumuz için değerlendirmeyi yaparken piyasalarda olabilecek olumsuz senaryoları da değerlendirmenin içine bir faktör olarak koyarız. Dolayısıyla bu 1.1 milyar dolar içine bir miktar emniyet tedbiri konuldu. Bu düşüşün bir kısmını karşılar. İkinci kısmını da zaten muhammen bedelin aynısından satmak zorunluluğu yok. Her ne kadar TMSF Başkanı sayın Ahmet Ertürk ‘1.1 milyar doların altında bir değer oluşursa satmayız’ dediyse bile, belki bu kararı bir kez daha düşünebilir.
Bu durumda çok tepki çekmez mi?
Çekmeyebilir.
Soruyu vatandaş Metin Bey değil, bankacı Metin Bey olarak sordum size. Nasıl karşılarsınız 1.1 milyar doların altını...
Üç kişi ihaleye girer, üçü de teklif verir ve alınacak tekliflerin tamamı daha düşük olursa 1.1 milyar doları piyasa vermiyor demektir. Vermiyorsa, mal da ortada... Kaça gidiyorsa oradan vermek lazım.
Belki 1.1 milyar dolar tekif gelmiyorsa yeniden değerlemek lazım...
Şart değil. Değerleme faktörü çok lastik bir faktör. Bizim işimiz gücümüz bu ve değerleme kuyumcu terazisiyle yapılabilen bir iş değil. 5-6 tane yöntem var. Biz Sabah-atv için tüm yöntemleri kullandık. Hepsi farklı çıkabiliyor.
1.1 milyar dolar neyin sonucu?
Bizim değerleme sonucumuz 1.1 milyar dolar değildi. Ahmet Bey de açıkladığı için söylüyorum. 970-980 milyon dolarlık bir değerleme fiyatı verdik. Fakat TMSF Kurulu bizim raporlarımızı ve kendi durumunu da göz önünde bulundurarak bu değeri 1.1 milyar dolar olarak belirledi. Bu da tartışılabilecek bir şey değil. Çünkü bu değerlemelerdeki hassasiyet çok geniştir. Dünyanın en iyi 3 tane değerleme şirketini getirin. Aynı katta yan yana 3 odaya koyun. Aynı şirketin değerini üçü de farklı hesaplayacaktır. En yüksekle en düşüğü arasında da yüzde 20 fiyat farkı olabilecektir.
1.1 milyar doların altındaki fiyat başarısızlık değil...
Değil. Neyse o fiyat satılmalı. Çünkü fiilen devletin gazete ve televizyon idare etmesi yanlış.
Ahmet Bey bir hata yaptı o zaman ‘1.1 milyar doların altına vermem’ demekle...
Belki o da onun pazarlaması. Pekala o sözler de bir marketing stili olabilir. İlla almak istiyorsa bir müşteri ‘Boşuna düşük fiyata almaya çalışmayın’ psikolojisi yaratmak istemiş olabilir.
Kur 2008’de artar ama kriz çıkmaz
Dünyada konjonktür değişiyor. Nasıl günler bekliyor bizi?
Son 4-5 yıldır dünyada olan para bolluğu ve bunun Türkiye’ye etkileri çok fazla oldu. Aktif fiyatları yükseldi. Mesela Karayolları arazisine 500 yerine 800 milyon dolar verildi. Petkim’e verilen para gereğinin iki misline kadar çıktı. Başkasının parasıyla, yani düşük faiz ve uzun vadeyle alınan borçlarla yatırım yapabiliyor olmanını getirdiği bonkörlük fiyatları yükseltti. Önümüzdeki 5 yılda dünyadaki para bolluğu geçmiş 5 yıl kadar olmayacak. İşaretleri başladı. Bu para bolluğunun azalması ve uluslararası bankaların tedbirli davranıyor olması dünyanın her yerinde finansman olanaklarını kısıtlı tutacak ve fiyatların uçmasına mani olacak. Bu nedenle önümüzdeki 1-2 yılda satılacak malların fiyatları daha makul olacak. Hatta bazılarının fiyatları fazla makul olduğu için satılmayacak. İşler yavaşlayacak. Dolayısıyla hem özelleştirme hem de doğrudan yatırımların boyutu son iki yılda gördüğümüz büyük ivme, en azından 2008’de devam etmeyecek.
Bir şok mu geliyor? Örneğin geçen hafta Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen ‘Dolar kuru 2008’de en fazla 1.40 YTL olur’ dedi. Sizin beklentiniz daha mı farklı?
Hayır. 1.40 da bir yükselme. Bugünküne göre yüzde 18’lik bir değer artışı. Yüzde 7 enflasyonu olan bir yerde döviz yüzde 18 yükseliyorsa YTL’nin aşırı değerlenmesi düzeliyor demektir.
İyimser tarafta gördüm sizi. Çünkü bu işlerin böyle gitmeyeceğini herkes kabul ediyor ama kimisi ani şokla, kimisi de yavaş yavaş düzelme bekliyor...
Evet öyle.
Türkiye’de daha satılacak çok mal var
Deutsche Bank’ın bir raporu yayınlandı geçen hafta. ‘Türkiye’de özelleştirilecek mal azaldı. Bu cari açığın finansmanı için bir sorun var’ tespiti yapıldı. Katılıyor musunuz, gerçekten satılacak mal bitti mi artık Türkiye’de?
Hayır katılmıyorum. Karayolları var. Yeni yapılacak karayolları var. Boğaziçi üçüncü geçişi vb projeler. Elektrik dağıtımı, tüm elektrik iletişimi. Hastaneler, okulların bir bölümü bunların hepsi devletin elinde olması şart değil. Ayrıca ufak tefek Milli Piyango’ydu, Tekel Sigara’ydı... Ayrıca kamu bankaları. Bunları alt alta koyarsak bayağı bir yekün tutar. Bu hükümetin pozitif mantığıyla bütün bunların hepsi satılabilir. Devlet yapmak zorunda olduğu, özel sektörün yapamadığı ya da zamanında yapmak istemediği işleri yapmış. Nasıl bize şu anda devletin Sümerbank’ta ayakkabı, kumaş üretmiş olması veya bir süre öncesine kadar kaşar peyniri, sucuk üretmiş olması garip geliyorsa yavaş yavaş benzin ya da demir çelik üretmiş olması garip gelmeye başlıyor. İleride de diğer şeyleri garip gelecek. Devletin hiçbir şey üretmemesi gerekli. Üretimi en iyi sen-ben yaparız.
Devlet için tamam ama özel sektör için biraz farklı bir durum var sanki. Son yıllarda özel sektör büyük satışlar yaptı ama patronlarımızın aldıkları paralarla çok fazla yeni değer yarattığı söylenemez... Yoksa ben mi atlıyorum?
Bence oluyor. Bir de unutmamak lazım. Türkiye bundan 6 yıl önce ekonomik olarak bütünüyle batmak üzereydi. Dolayısıyla bu satışların bir kısmıyla özel sektör kendi yaralarını sarıyor. Bir de gayrimenkul diyerek küçümsememek lazım. Örneğin Karayolları arazisine baktığınızda Sayın Zorlu sadece arsaya 800 milyon dolar verdi. Buraya en az 800 milyon dolar daha yatırım yapacak. Ondan sonra 3 milyar dolarlık bir değer ortaya çıkacak ve bu değerin belki yarısını yabancılar gelip alacak. Ayrıca diğer patronlar da hazırlanıyor. Sonuç olarak bir yatırıma dönüşecek. Ne yapacaksın milyar dolar parayı? Bir bonfile yerken iki tane mi yiyeceksin. Parayı bitiremezsin.
En etkin Türk meselesi
Financial Times sizi Türkiye’nin en etkin 10 insanından biri seçti. Ne düşünüyorsunuz?
Anladığım kadarıyla Financial Times (FT) bir bankacı, bir de yatırım bankacısı seçmek istemiş. Yatırım bankacısı olarak da beni seçmiş. Bütün konu bundan ibaret. Bir de benim yatırım bankacılığım fena değildir. Tabii bunu şahsi bir ödül olarak düşünmemek lazım. Yaptımız işlerden bahsetmiş ve bizi seçmiş.
Nasıl tepkiler alıyorsunuz peki çevrenizden?
Çok olumlu. Bundan 10 yıl evvel Global Finance dergisi beni dünyanın en etkin 600 finançısı arasında beni de göstermişti. O dönem TSKB’de Genel Müdür Yardımcısı’ydım. Böyle bir şey tabii olay oldu tabii. Ne ben ne de diğer çalışanlar, öyle bir olay yaşanmamış gibi davranmıştık. Ancak şimdi Ferit Şahenk, Süleyman Sözen ve Ergun Özen hemen tebrik ettiler.