2007-08-22 09:22:56 - ERZURUM - Türkiye Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Varol Civil, "Dünya artık global bir köy oldu. Eskiden kendi iş yerinin yakınındaki komşularla rekabet edilirken, şimdi Avrupa'daki, yurt dışındaki üreticilerle rekabet ediliyor " dedi.
Polat Renaissance Otelinde yapılan TEB Kobi Akademi toplantısında konuşan Civil, Kobi'lere yönelik yaptıkları toplantıların 17.'sini Erzurum'da düzenlediklerini söyledi.
Kobi'lerin her geçen gün ihtiyaçlarının değiştiğini belirten Civil, "Kobi'lerin artık sadece finansman değil başka ihtiyaçları da var. Bu ihtiyaçları karşılama amacıyla TEB Kobi Akademi doğdu. Hepimiz "Bu ülkeden bir şey kazanıyorsak, bu ülkeye de bir şeyler vermeliyiz" anlayışı içinde hareket ediyoruz" diye konuştu.
Eski çalışma koşullarının değiştiğini de ifade eden Civil, şunları söyledi:
"Dünya artık global bir köy oldu. Eskiden üreticiler kraldı. Artık üretmek yeterli değil. Üretilen şeyi satılabilecek bir fiyata sunmalısınız. Ayrıca üretilen malı tüketicilerin adeta gözüne sokar gibi sunmalısınız. Üretim yöntemleri ile birlikte rekabet anlayışı da değişti. Dünya artık global bir köy oldu. Eskiden kendi iş yerinin yakınındaki komşularla rekabet edilirken şimdi Avrupa'daki, yurt dışındaki üreticilerle rekabet ediliyor. Avrupa'daki üreticiler artık gelip yerli üreticilerin müşterilerini alabiliyor. Bu nedenle (Başka yerlerde neler olursa olsun benim umurumda değil) diye düşünme şansımız yoktur."
"Glokalleşme"
Erzurum Vali vekili Kasım Yekeler ise üreticilerin, yaşadıkları toplumun özelliklerini unutmadan çalışması gerektiğini belirtti.
Globalleşme ile birlikte artık "Glokalleşme"nin de ortaya çıktığını savunan Yekeler, "Glokalleşme, global düşünüp yerel davranmaktır. Artık işletmeler yerel imkanları düşünerek dünyaya sunmak için çalışıyor" dedi.
Erzurum'un ev sahipliği yapacağı 2011 Dünya Üniversiteler Arası Kış Oyunları için çalışmaların devam ettiğini de dile getiren Yekeler, şunları söyledi:
"2011 Dünya Üniversiteler Arası Kış Oyunları için çok yoğun çalışıyoruz. 2007 yılını planlama ve projelendirme yılı olarak tanımladık. Biz çalışmalara başladığımızda yatırım yapılacak alanları anlatan haritalar yoktu. Şimdi 60 bin hektarlık alanı kapsayan haritalar yapılıyor. Master planı çalışmalarımız da devam ediyor. Konaklı bölgesi ve Palandöken Dağı'nda yapılacak yatırımlar belirlendi. Seneye temel atılması planlanıyor. Konaklı bölgesinin turizme açılması ile birlikte Erzurum kış turizminde çok şey kazanacak. Palandöken Dağı'ndaki yatak sayısı 2 bindir. Konaklı bölgesinin açılması ile birlikte bu bölgede kazanılacak yatak sayısı 5 bin olacaktır. Bazı insanlar (Üniversiteler Arası Kış oyunları bana ne getirecek ?) diye bekliyor. Oyunlar bir şey getirmez. Bu fırsatı biz ne kadar değerlendirirsek, yaptığımız her şeyi UNIVERSIADE'la ilişkilendirirsek, oyunlar bize çok şey getirir. Ancak oturalım, satış yapalım, kar edelim anlayışının doğru olmayacağını düşünüyorum."
Yekeler, yatırımcılara yol göstermesi açısından özel sektör tarafından illerin güçlü ve zayıf yanlarını anlatan analizlerin yapılması gerektiğini de sözlerine ekledi.
"Derin Türkiye"
Ahilik anlayışının Erzurum'dan doğduğunu ifade eden Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Muammer Cindilli de, "Anadolu Erzurum'dan Türkleşmeye başlamış ve loncalık anlayışı Erzurum'dan doğmuştur" dedi.
Bir Fransız araştırmacının Türkiye ekonomisinin büyük açık vermesine rağmen neden sosyal bir patlama yaşamadığı konusunda araştırma yaptığını ve derin Türkiye kavramı ile karşılaştığını anlatan Cindilli, şöyle konuştu:
"Derin Türkiye, 1030'lu yıllarda başlayan esnaflık ve tüccarlık kültürüdür. Dünyada, nüfusuna oranla en fazla patronun yaşadığı ülke Türkiye'dir. Fabrika sahibi de bakkallar da patrondur. Esnaflık ve tüccarlık kültürü Türkiye'yi ayakta tutan, sosyal afetleri ve sosyal depremleri önleyen olgudur. Ancak Türkiye'de çıkarı en fazla zedelenen topluluk da esnaftır. Biz ticaret odamız ve esnaf odamız ile 15 gün önce bir ses çıkardık. Vahşi kapitalizmin çarklarında Erzurum'un yerli esnafının ezilmesi konusuna kamunun dikkatini çekmek için bir şeyler söyledik. Ancak yargı yoluyla, dedikodu yoluyla, şahıslarımızı yıpratmak için iftiralar atarak bizi susturmaya çalıştılar. Biz eski konaklarımız gibi fırınlarımız da, dükkanlarımız da ayakta kalsın demiştik. En az ihtiyacımız olan şey akıl olmasına rağmen bize akıl vermeye çalıştılar. Bize (Yel değirmenleriyle kavga ediyorsunuz) dediler. Biz bunu biliyoruz."