2006-02-02 09:05:22 -
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın dünkü grup toplantısında yaptığı konuşmalara tepki gösterirken Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ı hedef aldı. Başbakan'ın suçlamalarına "CHP'nin kursağına, İş Bankası'ndan girmiş bir tek kuruş olmamıştı, olamaz" diye yanıt veren Baykal, Maliye Bakanı Unakıtan'ı iftira atmakla suçladı ve hakkında gensoru önergesini yineleyeceklerini söyledi. Baykal, Başbakan Erdoğan'ı "malvarlıklarının gizliliğini sağlayan yasayı değiştirmeye ve mal varlığını açıklamaya" davet etti.
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, dünkü grup toplantısında malvarlığını açıklamadığına işaret eden Baykal, "Kaygı duymasın, başına açıkladığından dolayı bir şey gelmez. İçeriğini bilemem ama... 'CHP' dedi, 'Atatürk'ün vasiyeti' dedi, 'Papadopulos' dedi ama bir türlü 'Maliye Bakanı Unakıtan', 'ben Recep Tayyip Erdoğan' demedi" diye konuştu.
Siyasetçilerin parasının bulunmasının, günah ve yanlış olmadığını ancak, bunu ne zaman ve nasıl elde ettiğinin önemli olduğunu ifade eden Baykal, şöyle devam etti:
"İktidar gücüyle mi elde ettin, alnının teriyle mi? Alnının teriyle ise helal olsun. Devlet ya da belediye gücüyle ise bu, sıkıntı verir. Başbakan, 1994'de belediye başkanı oldu. Olmadan önce Erdoğan'ın malvarlığı neydi, bugün nedir? Soru, bu kadar basittir. Biz malvarlığının miktarıyla değil, nasıl oluştuğuyla ilgiliyiz. Siyaset öncesi ve sonrasında, malvarlığı nereden, nereye, nasıl geldi. Bunun cevabını verilmiyor. Toplum, cevabını bekliyor." Baykal, CHP'nin kursağına İş Bankası'ndan girmiş bir tek kuruşun olmadığını da kaydetti.
Unakıtan'a istifa çağrısı
Konuşmasında Maliye Bakanı Unakıtan'ı yenidnen istifaya çağıran Baykal, "Maliye Bakanı'nın durduk yerde Allah ayağına dolandırdı. Söz söylediği parti CHP, Türkiye'nin aydınlık geleceği olan CHP. CHP'yi çürütmeye çalışıyor. Onun Genel Başkanı hakkında bazı iddialar söylüyor" diyen Baykal, "Bunu nerede söyledi? Bu iktidara en yakın gazetenin 7 sütunluk manşetinde söyledi. Ağzından çıkmış bu sözler. AK Parti iktidarının en yakın destekçisi, Yeni Şafak Gazetesi 7 sütun üzerinden manşet yaptı. CHP tarafından bir açıklama yapılınca akşam Maliye Bakanı 'Ben böyle bir şey söylemedim' dedi. Muhabir 'söyledi' diyor. 'Bankalar Yasası'na göre suç olduğu için adını yazamadım' diyor. Sonra bir başka gazeteci bu muhabirle konuşup haber yapıyor" şeklinde konuştu.
"Maliye Bakanı'nın böyle konuşması yalan, iftira ve suç. Bu iddianın mağduru, bu haksızlığın muhatabı CHP, derhal bu konuda gereğinin yapılmasını, sorumluğun üstlenilmesini istedi. Özür dilendi mi yok, sorumluluk üstlenildi mi yok. İddialarla ilgili somut, net yanıtımızı verdik" diyen Baykal, "Derhal 'Türkiye'nin Maliye Bakanlığı ve tüm kurumlar Başbakan'ın ve Baykal'ın malvarlığı hakkında tapu kayıtları, banka hesaplarının tümünü değerlendirerek resmi açıklama yapmalıdır' dedik. 'Resmi açıklamayı bekliyorum' dedim. Maliye Bakanı birden kayboldu. Ara ki bulasın. Başbakan, 'Meseleyi idare edebilir miyim' diye bir sürü sustu. 'Salı günü önemli açıklama yapacağım' dedi. 'Parti olarak web sitesinde açıklama var, kendimle ilgili açıklama yapacağım' dedi. Açıklamayı bekledik. Dikkatle izledik. Başbakan'ın malvarlığıyla ilgili hiçbir açıklama yapmadığını gördük. Niçin yapmadığıyla ilgili geçerli olmayan, tutarsız gerekçeler söylüyor. 'Açıklama yasaktır' diyor. Kendisinin yapacağı açıklama yasak değil. Elini kolunu tutan bir şey yok. Kaygı duymasın, başına bir şey gelmez. Yasak olan benim malvarlığımı açıklaması. Bugün 2 milletvekilimiz bir maddelik yasa değişikliği önerisi verdiler. 'Mal beyanlarının gizli olduğu' ibaresinin değiştirilmesi. Başbakan'ın şikayetçi olduğu bu engeli gelin kaldıralım. Başbakan da emretsin. Yasak da kalksın, tartışma da bitsin" açıklamasında bulundu.
Başbakan'ın CHP, Papadopulos, Atatürk'ün mirası, İş Bankası dediğini; bir türlü Maliye Bakanı Unakıtan demediğini belirten Baykal, "Bu minderden kaçmasın. Hangi minderi açmak istiyorsa açalım. Alt kimlik-üst kimlik minderi açalım, Kıbrıs minderi açalım. Neyi istiyorsa tartışalım. Ama hepsini yerinde tartışalım. Başbakan hesap verme sorumluğundan kaçmak için anlamsız, boş bir çaba içine girdi" değerlendirmesini yaptı.
Baykal, Türkiye'nin önemli bir işadamının, "1 milyar doları nereden buldu?" dediğini hatırlatarak, bu konudaki tereddütlerin giderilmesi gerektiğinin altını çizdi. Baykal, Erdoğan'la ilgili açılan bir davada malvarlığı konusuyla ilgili bilirkişi raporlara hazırlandığını ifade ederek, Hazine zararına oluşan bu dosyanın Yargıtay'a götürülmediğini iddia etti. Baykal, "Yargıtay'a konunun götürülmesi iktidar tarafından engellenmişse, konunun aydınlığa kavuştuğunu söylemek mümkün mü? Bu Başbakanlık öncesi. Başbakanlık sonrası tablo nedir? Bilinmiyor. 'Benim mecburiyetim yok' diyorsa açıklamak istemiyor demektir. Kanuni engel var diyorsa, kanunu da değiştiririz" diye konuştu. Baykal, İş Bankası ve CHP ilişkisine ilişkin olarak da şu açıklamayı yaptı:
CHP-İş Bankası ilişkileri
"Atatürk ölümünden önce vasiyetini kendi el yazısıyla yapmıştır. Bu vasiyet maalesef 12 Eylül'den sonra ciddi şekilde ihlal edilmiştir. Atatürk, İş Bankası'ndaki hisselerinin kuru mülkiyetini CHP'ye bırakmış, bu hisselerin elde edeceği gelirlerin nasıl dağıtılacağıyla ilgili bir düzenleme getirmiştir. Atatürk, İş Bankası'nın gelirlerinin ikiye bölünerek bir kısmının Tarih, bir kısmının da Dil Kurumu'na verilmesini istemiştir. 1980'de CHP kapatıldı Türk Tarih ve Dil Kurumu kapatıldı. Bu kurumlar, vasiyette sözü edilen kurumlar değildir. Verin bizim hisselerimizi onların denetimi bize ait dediğimizde, Yargıtay'ın reddedilemez hükmü haline getirdik ki, bu CHP, Atatürk'ün CHP'sidir diye. Bugün elimizde mahkeme kararı, sürekli temsiliyet, yargının sağlam kararıyla ortadadır. Hazine'ye şimdi verin dedik, verdiler. Bunun sonucunda haklarımızı elde ettik. 12 Eylül yönetimi Tarih Kurumu'nu, Dil Kurumu'nu kapattı. Kanunla hükümet yeni bir kurum oluşturdu. Bize, 'Atatürk'ün parasının gelirini buna vereceksiniz'dedi. Kanunla vasiyeti değiştirme hükmüne nasıl sahip olursun. Hukuka aykırı, Anayasa'nın 15'inci maddesi var. Anayasa'ya aykırılık var. Bu yargıda olan bir süreç."
"Unakıtan'la beraber yürüdüğünüz yolları ayırın"
Baykal, "CHP'den bugüne kadar hiçbir dönemde hiçbir parti yöneticisi İş Bankası ve Atatürk'ün vasiyeti doğrultusunda tek bir kuruşu parti için kullandırtmamıştır. CHP'nin kursağından İş Bankası'ndan girmiş tek kuruş yoktefe Bankası dediğini; bir tur, bundan sonra da olmayacaktır. Bunu şahsi paramız olarak hiçbir zaman düşünmeyiz. Keşke mümkün olsa da o parayı binlerce öğrenciye burs olarak dağıtsak. O para Anadolu'nun çocuklarına harcanmalıdır. İş Bankası Türkiye'nin yüzakı bir kurum. Saygın bir banka. CHP'nin hissesi var. Dünyada başka tablo yok. Bir düşün bakalım, bu banka dünya çapında başarının bayrağı haline gelmiştir. Hisse CHP değil de AK Parti'nin elinde olsa ne olurdu o banka? Emanet olduğunu biliyoruz. Hiçbir yönetim, İş Bankası'na müdahale etmeyi aklından geçirmemiştir. Sen Atatürk'ün vasiyetini bırak, kendi malvarlığını açıkla. Atatürk'ün en büyük vasiyeti TC, sen önce TC'ye sahip çık. Ülkü Hanımefendi'ye yüzde 42'lik net maaş artışıyla 5 milyar ödeme yapılmasını kararlaştırdık. Daha yüksek gelir düzeyi içinde yaşama hakkı istemesi normaldir. Bu düzey yanlış bir düzey değildir. Anayasa Mahkemesi Başkanı 3.5 milyar lirayla geçiyor. Yargıtay Başkanı 3 milyar lira para alıyor. Biz 5 milyar lira net parayı geçen yıl sonunda bu yıl içinde öngörmüş durumdayız. Atatürk'ün emanetlerine gereken saygıyı gösteriyoruz" dedi.
"Papadapulos ile aynı düşüncedeymişiz" diye sözlerine devam eden Baykal, "Biz bu plana dudak büktük. Hükümet bu planı çok değişik bir açılım olarak algıladı. Planda, Rum gemilerine limanları açmamız gerektiği belirtiliyor. Güya Papadopulos da karşı çıkmış, onunla aynı düşüncedeymişiz. Şu Başbakan'ın düştüğü hale bakın. Malvarlığı olayından olayı başka bir yere çekmeye çalışıyor" açıklamasını yaptı. Baykal, sözlerini şöyle tamamladı:
"Başbakan Maliye Bakanı ile yollarını ayırmalıdır. Galataport'la ilgili hükümetin kendi içinde vicdan sahibi bir Başbakan Yardımcısı'nın tutumu sonucunda bu konunun götürülemediğini görüyoruz. Yapılan işin doğruluğuna kendi kabinesi inanmıyor. Başbakan'ın bu inadını kıracağız. Başbakan 'Beraber yürüdük biz bu yollarda' diyor. Hangi yollarda yürüdünüz diye merak ediyoruz. Ne yolları onlar. Karanlık yollar mı, aydınlık yollar mı? Bu yollarda kiminle yürüyorsunuz. Unakıtan'la o yollarda yürüdünüz, artık yolları ayırmanız lazım. Maliye Bakanı'yla ilgili gensoru vereceğiz. Başbakan da bu konuyu değerlendirsin. Dokunulmazlıkları kaldıralım, malvarlığının gizliliğini kaldıralım. Getirsin destekleyelim. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın. Başbakan oyun bilip de oynayamayan geline benziyor, 'Yerim dar' diyor. Artık Unakıtan'ı Türkiye'nin sırtından indir."