2007-04-03 09:57:18 - 'Ben serbest kurdan yanayım' diyen Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, dalgalı kurun ekonomi için 'subap' görevi gördüğünü ve terbiye edici yönlerinin olduğunu söyledi.
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in "dalgalı kur artık tartışılmalı" yönündeki sözlerini değerlendiren Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, dalgalı kurun terbiye edici yönü olduğunu söyledi. Dalgalı kur konusunda siyasette farklı sesler çıkmaya başladığına dikkat çeken Özen, "Ben serbest kurdan yanayım. Bunun çok terbiye edici yönü var. Ekonomi için de tabii ki subaptır. Dünyanın her yerinde de özellikle gelişmiş ülkelerde serbest kur modeli benimsenmiştir" dedi.
Geçmişteki başarılı reform örneklerine rağmen, ekonomide yapılması gereken daha çok iş olduğunu belirten Özen, kimsenin reform yorgunluğuna girmemesi gerektiğini söyledi. Türkiye'de, ne iş adamı ne siyasetçi ne bankacı ne de vatandaşın böyle bir lüksü olmadığını ifade eden Özen, "Daha yapılacak bir sürü reformlar var. Gerekli reformları yapmadığımız sürece belirli tedirginlikler Türkiye'de devam edecektir" diye konuştu.
Özen, sosyal sigortalar açığı ve istihdam sorununun, çözüm bekleyen en önemli öncelikler olarak durduğunu, ayrıca ihracata dayalı büyüme modelinin mutlaka oturtulması gerektiğini vurguladı. Özen, "Bunlar daha ekonomide yapılması gereken çok iş olduğunu gösteriyor. Bunların 1 senede yapılması mümkün değil. Dalgalanma olabilir, olacaktır da. Bugün dünyada dolar ve eurodaki dalgalanmaya bakarsanız bizdeki dalgalanma da çok doğaldır diye düşünüyorum. Mühim olan ortalama kur, istikrar nerede olacaktır?”
Mortgage'de yanlış algılama var
Özen, ipotekli konut finansmanı olarak tanımlanan mortgage kredilerinde çok büyük bir yanlış algılama olduğuna da değinerek, dünyanın hiçbir yerinde mevduatla konut kredisinin finanse edilmeyeceğini söyledi. Mevduatın özü itibariyle kısa vadeli bir enstrüman olduğuna işaret eden Özen, şunları dile getirdi: "Bizde çok daha kısa, şu anda 1-3 ay arasında gidip gelen bir mevduat vadesinden bahsediyoruz. Ama, bugün dünyanın en istikrarlı ülkelerine baktığımız zaman da mevduat 1 yıldır. Şimdi 1 yıllık mevduatla 20-30 yıllık kredileri mi finanse edeceksiniz? Dolayısıyla mevduat ile Mortgage kredilerini fonlamayı düşünmek son derece yanlıştır."
Özen, “Dünya nasıl yapıyor bu işi?' diye bakıldığında, sistemin kendi içindeki ürünlerin kullanıldığının görüleceğini söyledi. Özen, "Mortgage'nin kendi içinde ürünler vardır, o kredileri verirsiniz, ondan sonra o kredileri varlığa dayalı menkul kıymet şekline dönüştürüp, bilançonuzdan çıkarırsınız. Bunları kime satarsınız? Yatırımcılara, halka, yatırım fonlarına, bireysel emeklilik fonlarına satarsınız. Bunun banka bilançosunda kalması şart değildir. İşte bu yeni Mortgage Yasası'yla bunlara izin verildi açıkçası. İkinci bir fonlama metodu, dünya para piyasalarıdır. Dünya para piyasalarında bugün 10 yıla kadar vadeli işlemler yapılabilmektedir ve para bulunabilmektedir. İşte buralardan fonlamak lazımdır, kendinizi. Bankalar uzun vadeli bonolar, Türk Lirası bonolar çıkarabilir, yani buna mevduat diye bakmak son derece yanlıştır" dedi.
Bankacılık, yatırımlarının meyvesini topluyor
Bankacılık sektörünün gelir kaynaklarını daha zenginleştirebilmesi gerektiğine dikkat çeken Özen, Türk Lirası pasif yapısının hala kısa olduğunu, bunun da uzatılması gerektiğini vurguladı. Bu sorunlara rağmen bankacılığın son yıllarda iyi bir trend yakaladığını, verimliliğin giderek arttığını ifade eden Özen, sektörün 1990'lı, 2000'li yılların başlarında yapılan yatırımlarının meyvelerini almaya başladığını söyledi. Bankacılık sektörünün tamamıyla kayıt altında ve en çok vergi veren sektör olduğuna dikkat çeken Özen, "Bankacılık sektörü, Türkiye'nin gurur kaynağı” dedi. Özen, bankacılık sektörünün gelişmiş ülkelerde dahi tam anlamıyla oturmadığını, dolayısıyla banka birleşmelerinin Türkiye'de de Avrupa'da da Amerika'da da devam edeceğini sözlerine ekledi.