2007-01-04 09:49:18 - TİM Başkanı Oğuz Satıcı Aralık ayı ihracatının yüzde 19,18’lik artışla 8 milyar 716 milyon dolara yükselerek, geçen ay kırdığı rekoru biraz daha yukarı taşıdığını açıkladı. Satıcı, 2006 yılı ihracatının ise yüzde 16,77 artarak 85 milyar 761 milyon dolara ulaştığını söyledi.
Aralık ayı ihracatımız 8 milyar 716 milyon dolara yükselerek, geçen ay kırdığı rekoru biraz daha yukarı taşıdı. Aralık ayı ihracatında, geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 19,18’lik bir artış yakalandı. Böylece 2006 yılı ihracatı 85 milyar 761 milyon dolara ulaşırken, ihracatta yıllık artış oranı yüzde 16,77 olarak gerçekleşti.
Aralık ayının en fazla ihracat gerçekleştiren sektörleri:
• 1 milyar 634 milyon dolar ile Taşıt Araçları ve Yan Sanayii,
• 1 milyar 419 milyon dolar ile Hazırgiyim ve Konfeksiyon,
• 898 milyon dolar ile de Demir Çelik Ürünleri sektörleri olmuştur.
2006 yılı toplamlarında ise ilk üç sırayı,
• 15 milyar 482 milyon dolar ile Taşıt Araçları ve Yan Sanayii,
• 13 milyar 988 milyon dolar ile Hazırgiyim ve Konfeksiyon,
• 8 milyar 785 milyon dolar ile Kimyevi Maddeler ve Mamulleri, sektörleri oldu.
Tarım ve hayvancılık ürünleri ihracatı Aralık ayında yüzde 3’lük bir artış sağlayarak 981,3 milyon dolar, yıl genelinde ise yüzde 5,89 artışla 9 milyar 772 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Tarım ve hayvancılık sektörlerimizde Aralık ayında en fazla artışı, yüzde 80,64 ile Canlı Hayvan Su Ürünleri ve Mamulleri sektörü gerçekleştirdi. Bunu, yüzde 65,41 ile Kesme Çiçek, yüzde 45,37 ile Yaş Meyve ve Sebze sektörleri takip etti
2006 toplamlarında, Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri yüzde 18,67 artışla 2 milyar 586 milyon, Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünleri yüzde 16,70 artışla 1 milyar 553 milyon, Fındık ve Mamulleri yüzde 23 gerilemeye rağmen 1 milyar 470 milyon dolar ile en fazla ihracat gerçekleştiren tarım sektörleri oldu.
Sanayi sektörü ihracatı Aralık ayında yüzde 21 artışla 7 milyar 522 milyon dolar, yıl genelinde ise yüzde 17,89 artışla 73 milyar 908 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sanayi sektörünün toplam ihracatımız içindeki payı yüzde 86,18 oldu.
2006 yılında sanayi sektöründe en fazla artış, yüzde 37,44 ile Madencilik Ürünleri, yüzde 35,93 ile Demir ve Demirdışı Metaller, yüzde 29,25 ile Kimyevi Maddeler ve Mamulleri Sektöründe gerçekleşti.
Aralık ayında yüzde 48,44’lük artış gösteren Madencilik Ürünleri sektörü ihracatı yükselişini sürdürerek 2006 yılını yüzde 37,44 artışla 2 milyar 80 milyon dolar ihracatla kapattı.
TİM Başkanı Oğuz Satıcı yaptığı açıklamada Türkiye'nin ekonomi ve siyasi anlamda birçok açıdan zorluklar dolu bir yılı geride bıraktığını belirterek şunları söyledi:
"Türkiye’nin 2006 yılındaki ekonomik panaromasına baktığımızda cari açık, dış ticaret açığı ve enflasyon gibi kronik sorunlarımızın daha da ağırlaştığını gözlemlerken yabancı sermaye ve ihracatta olumlu bir yıl geçirdiğimizi görüyoruz.
Diğer taraftan ihracat 2006 yılında başarılı bir performans ortaya koymasına rağmen ekonominin kronik sorunlarının ağırlaşarak devam etmesi 2007 yılını endişeyle karşılamamıza neden olmaktadır.
Tüm üretici ve ihracatçı kesimlerin yaşadığı bu büyük endişenin ardında başarısı sorgulanmasına rağmen ısrarla uygulanmaya devam edilen üretim ve ihracat düşmanı para politikaları gelmektedir.
Merkez Bankası’nın enflasyonu düşürmek için uyguladığı yüksek faiz politikası Türkiye ekonomisine 3 noktada zarar vermektedir:
Bu politika:
• İthalatı özendirerek dış ticaret açığını patlatmakta,
• Yüksek faiz nedeniyle sıcak ve spekülatif paranın Türkiye’ye girmesini özendirmekte,
• Sıcak paranın Türkiye’ye girmesiyle kurları baskı altına almak suretiyle Türkiye’nin rekabet avantajını yok ederek ülkemizin ihracat potansiyelini engellemektedir.
Enflasyonu düşürmek amacıyla uygulanan bu politikaya rağmen 2006 yılı başında belirlenen yüzde 5 enflasyon hedefi tutturulamamış, yılsonunda enflasyonun tek hanede kalması bir başarı olarak sunulmaya çalışılmıştır. 2007 yılı için belirlenen yüzde 4 enflasyon hedefine ise piyasalar şüpheyle yaklaşmaktadır.
Diğer taraftan cari açığın yılsonunda 33 milyar dolar seviyesine ulaşacak olması Türkiye ekonomisinin kırılganlığını her geçen gün arttırmaktadır. Bu kırılganlık yüzünden gelişmekte olan ülkelerde yaşanan ekonomik çalkantılardan en fazla zararı Türkiye görmektedir. Yabancı yatırımcıların yüksek cari açık tehlikesi nedeniyle çalkantılara en fazla tepkiyi Türkiye piyasalarında göstermesi döviz ve faizde sert hareketlere neden olarak ekonomiyi etkilemektedir.
***
İhracat performansımız 2006 yılında bir önceki yılın artış oranını ancak koruyabildi. Halbuki çok uzun süredir dile getirdiğimiz ihracatçıların önündeki engeller bir nebze de olsa giderilebilseydi çok daha başarılı bir ihracat performansı ortaya koyma imkanımız olabilirdi. Eğer bunu gerçekleştirebilseydik hem dış ticaret açığının hem de cari açığın azaltılmasına ihracatçılar büyük katkı yapabilirlerdi. Bu şekilde dış ticaret açığımız 2006 sonunda 50 milyar doları, cari açığımız ise 33 milyar doları geride bırakmazdı. Bu şekilde ülkemiz de daha fazla zenginleşmiş ve kırılganlıklarından uzaklaşmış bir ülke olma yolunda daha büyük adımlar atabilirdi.
Ne yazık ki bu sene de ihracatçılarımızın sorunları görmezden gelindiğine tanıklık ettik. Türk üreticisi ve ihracatçısı çok uzun süredir içerisinde bulunduğu ciddi maliyet kıskacının altında kalmaya mecbur edildi. Üretimin üzerindeki ağır enerji ve istihdam maliyetlerinin her geçen gün artmasıyla değerli YTL ile global arenada rekabet etmenin zorluğu bir araya geldiğinde reel sektörün içerisinde bulunduğu durum daha da iyi anlaşılmaktadır.
Tüm bu zorluklara rağmen üretmekten ve ihracat yapmaktan başka şansı olmayan Türk girişimcisi ihracat konusunda rekor üzerine rekor kırmaya devam etmektedir. Geçtiğimiz Kasım ayında ihracatın aylık bazda 8,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşerek Cumhuriyet tarihinin aylık bazda en yüksek rakamına ulaşılmasının ardından Aralık ayında 8,7 milyar dolara yükselen ihracat aylık bazda yeni bir rekor kırmıştır. Diğer taraftan 2006 yılında ihracatın yüzde 16,8 artışla 85 milyar doları geride bırakması yılın en önemli ekonomi başarısı olarak değerlendirilmelidir.
Tüm bu başarılar Türk üreticinin ve ihracatçıların tüm olumsuz koşullar karşısında gösterdiği fedakarlıklar ile gerçekleşmiştir. Fakat küresel arenadaki rekabet ortamının her geçen gün daha da artması ihracatçılarımızı her geçen gün daha fazla zorlamaktadır. İhracatçılarımızın bu yoğun rekabet ortamında ayakta kalma savaşını kazanmaları için rekabetçiliklerini arttırmamız ve de maliyet yükleri ile ilgili bir takım düzenlemelere gidilmesi gerekmektedir.
Yıl başında 2006 yılı 2005’ten daha zor geçecek demiştik. Şimdi de görüyoruz ki 2007 yılı 2006’dan daha zorlu geçecektir. Bunun en büyük sebebi 2007 yılına seçimler damgasını vuracak olmasıdır. İlk olarak Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve ardından da yapılacak olan Genel Seçimler 2007’nin gündeminde belirleyici olacaktır.
Seçim dönemleri her zaman Türkiye için ekonomide ve siyasi arenada bir sisli hava anlamına gelmektedir. İşte bu yüzden iş dünyası bu sürece son derece temkinli yaklaşmaktadır.
Bu zorlu süreçte Türkiye’nin ekonomik istikrarına zarar verecek çıkışlar ileride telafi edilmesi güç hasarlara neden olabilir. Diğer taraftan Cumhurbaşkanlığı gibi bir uzlaştırma makamının seçiminde “toplumsal uzlaşma”nın ön plana çıkarılması siyasi tansiyonun düşmesine neden olacaktır.
İşte bu yüzden bu sürecin en iyi şekilde yönetilebilmesi için tüm ekonomik ve siyasi kurumlar ile sivil toplum örgütlerine önemli görevler düşmektedir. Eğer tüm kurumlar aynı bilinçle hareket ederse Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik ve siyasi istikrarının devamını sağlamak mümkün olacaktır.
Türkiye 2006 yılında dış politika alanında son derece hareketli bir gündemi geride bırakmıştır. Hepimizin yakından takip ettiği gibi, 2006 yılında AB süreci, Türkiye’nin dış politikası gündeminin en önemli maddesini oluşturdu. Limanlarını açmayı kabul etmeyen Türkiye cezalandırıldı. Öte yandan, Almanya’daki hükümet değişimi ve Fransa’daki iç politika tartışmaları, Türkiye’nin AB sürecini olumsuz etkiledi. Bütün bunlar Türkiye’nin AB hedefine desteğin, yurt içinde ve AB ülkelerinde üzücü bir biçimde azalmasına yol açtı.
Diğer taraftan, geçtiğimiz yıl, Fransız Meclisi’nin “Ermeni soykırımı”nı reddini cezalandıran bir yasa tasarısına da şahit oldu. Kıbrıs sorununda ilerleme sağlanamazken Türkiye’nin AB hedefi için daha büyük bir engele dönüştü. Türkiye’de “trenin iyice yavaşlaması” anlamına gelen sekiz başlığın askıya alınması kararı ise, yalnızca “haksız” ve “vizyonsuz” değil, aynı zamanda “talihsiz” bir karar olarak ortaya çıktı.
Türkiye İhracatçılar Meclisi olarak inancımız odur ki, yeni bir yılın şekillendiği, yeni dünya düzeninin ilk çizgilerinin belirlemeye başladığı bugünlerde, Türkiye Avrupa Birliği’ne üyeliği konusunda gösterdiği azmi devam ettirmelidir. Şu açıktır ki, Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin üyeliğini daha fazla erteleme lüksü bulunmamaktadır. Bu anlamda, 2007 yılında aklın ve stratejinin egemen olacağına ve Türkiye ile ilişkilerin daha fazla soğumasına izin verilmeyeceğine inanıyoruz.
Öte yandan, zaman zaman hem Türkiye’de hem AB üyesi ülkelerde yapılan kısır ve dar çerçeveli tartışmalar bir nihayete ermelidir. Çünkü bu tartışmalar, Türkiye’nin resmi olarak AB üyeliğine aday bir ülke olduğu gerçeğinin geri dönüşü olmayan bir süreç olduğu gerçeğini göz ardı etmektedir. Artık Türkiye’nin AB’ye uygunluğu değil, sağlıklı bir entegrasyonu gerçekleştirmek için iki tarafa düşen görev ve sorumlulukları tartışmanın zamanıdır. Artık farklılıkları değil, benzerlikleri tartışmanın, Avrupalıların deyimiyle, ‘farklılıklar arasındaki birliği’ bulmanın zamanıdır. Biz, her ne olursa olsun, Türkiye ile Avrupa arasında aşılamayacak engeller olduğuna inanmıyoruz. Karşılıklı hoşgörü, anlayış ve işbirliği ile desteklenen Türkiye’nin üyeliği, kendisine ve AB’ye olduğu kadar; hâlihazırda oldukça istikrarsız olan bölgesine de son derece faydalı olacaktır.
İhracatın hem aylık hem de yıllık bazda cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyelerine yükselmesini sadece ihracatçılarımızın değil, tüm Türkiye’nin başarısı olarak değerlendiriyoruz. Tüm temennimiz 2007 yılında da ihracatçıların bu başarısını aynı doğrultuda sürdürmesi yönündedir. “