2006-11-07 18:12:30 - Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, faiz artışlarının bankaları önemli derecede etkilediğini vurgularken, "Merkez Bankasının faiz artış kararlarında, bankacılık sistemine yapacağı etkiyi düşünme katsayısı, BDDK'nınkinden çok daha düşük. Merkez Bankasının amacı enflasyonla mücadele. Ama faizleri böyle bir düzeye çekerseniz, istediğiniz hiçbir amaca kısa sürede ulaşamazsınız" diye konuştu.
Bilgin, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) üyeleriyle yaptığı sohbet toplantısında, bankacılık sektörünün en ufak olaylardan bile etkilenebildiğini hatırlattı.
Son ekonomik dalgalanmanın ardından kurlardaki değişikliğin, açık pozisyonda çalışmamaları nedeniyle bankaları çok etkilemediğini ancak faizlerdeki 4-5 puanlık artışın, önemli etki yaptığını anlatan Bilgin, dalgalanmada bankalar ve BDDK'nın soğukkanlı davrandığını, sektörün iki önemli testi başarıyla geçtiğini söyledi.
Bunlardan birinin "kredi ve faiz riski" olduğunu ifade eden Bilgin, kredilerde geri dönme riskinde artış eğilimi görmediklerini, olumsuz bir etki olacağını düşünmediklerini söyledi.
Bilgin likidite riskinde de belli düzeyin altına düşmesine izin vermediklerini ve yakından takip ettiklerini dile getirdi.
Bilgin, bankacılık sektörünün, son dönemde yüzde 16 büyümesine rağmen ölçeğinin yetersiz olduğunu, 460 milyar YTL yerine 700-800 milyar dolar büyüklükte bir potansiyel bulunduğunu söyledi.
Bilgin ayrıca, Türk bankacılık sektörünün en büyük sorunlarından birisinin; mevduatın, bankaları yeterince finanse edememesi ve aradaki farkın yurt dışından borçlanma ile sağlanması olduğunu belirtti.
Bilgin, Türk bankacılık sistemine ilişkin son verilere değinerek, bankacılık sisteminin Eylül sonu itibariyle toplam aktif büyüklüğünün 308,9 milyar dolara çıktığını kaydetti.
Toplam kredilerin Türk parası cinsinden 142,3 milyar YTL, yabancı para cinsinden 57,6 milyar YTL olmak üzere toplam 200 milyar YTL'ye ulaştığını açıklayan Bilgin, yabancı para cinsinden kredilerin kurlardaki değerlenmeden doğrudan etkilendiğini, bu kredilerin önemli kısmının ihracat taahhüdü olan firmalara kullandırıldığını kaydetti. Tevfik Bilgin, Ağustos sonu itibariyle kurumsal kredilerin 129,8 milyar YTL, bireysel kredilerin de 63,2 milyar YTL olduğunu açıkladı.
"Bankacılık sisteminde menkul değerler cüzdanı etkisini git gide kaybetti"
Piyasalarda yaşanan dalgalanma sırasında, mayıs ayında 160 milyar YTL civarında olan bankaların menkul değerler cüzdanının, dalgalanma sonrası bir miktar gerilediğini kaydeden BDDK Başkanı, daha sonra toparlanarak, Eylül sonu itibariyle 157,4 milyar YTL'ye ulaştığını ifade etti.
Bankacılık sisteminde menkul değerler cüzdanının etkisini git gide kaybettiğini, ancak halen yüzde 40'lar seviyesinde olduğunu da söyleyen Bilgin, dalgalanma dönemlerinde bilançoların en fazla etkilendiği alanlardan birini burası olduğuna dile getirdi.
Ancak "vadeye kadar elde tutulacak" portföyün kar-zarara veya öz kaynaklara herhangi bir etkisi bulunmadığını vurgulayan Bilgin, "Dolayısıyla bazı raporlarda, özellikle Londra merkezli uluslararası raporlarda bir bankamızın menkul değerler cüzdanını alıyor. (Evet menkul değerler cüzdanı şu kadardır, faizler şu kadar arttı, dolayısıyla bu banka şu kadar zarar etti). Yani Londra'da anlı şanlı kurumların, anlı şanlı bürolarında çalışıp, bu analizi dahi yapamamak eksikliktir...Dolayısıyla analizler buna göre yapılmalıdır. Yatırımcılar yanlış yönlendirilmemelidir" dedi.
"Konut kredisi, kredi kartını geçti"
Tüketici kredilerinin Eylül sonu itibariyle 43,2 milyar YTL'ye, kredi kartlarının da 20,1 YTL'ye ulaştığını açıklayan Bilgin, toplam bireysel kredilerin 63,3 milyar YTL'ye çıktığını da açıkladı.
Bilgin, Temmuz ayında konut kredilerinin 20,7 milyar YTL'ye ulaşarak kredi kartlarının üzerine çıktığına da dikkati çekti.
Piyasalarda Mayıs ayında yaşanan dalgalanma sonrası, bankaların faiz yükselterek reaksiyon gösterdiklerini hatırlatan BDDK Başkanı, yeni kredi kullanacaklar için ise yüksek faizin caydırıcı etki yaptığına dikkati çekti.
Kredi kartlarında dalgalanma sonrası bir miktar artış olduğuna işaret eden Bilgin, "Ama eskisi gibi değil. Zaten kredi kartlarında özelikle bu yıl içinde terbiye edici bir dönem yaşamaktayız. Biraz da pazar belki de doydu" dedi.
Bireysel kredilerde takip oranlarına da değinen BDDK Başkanı, kredi kartlarında takibe dönüşüm oranını Eylül sonu itibariyle yüzde 7,38'lerde olduğunu açıkladı ve "Maalesef kredi kartlarında böyle bir sıkıntımız var. Bunun nedenlerini hepimiz biliyoruz. Zamanında bankalarımızın yaptığı yanlış pazarlama atılımları ve halkımızın bilinçsiz tüketim veya tercihleri..." şeklinde konuştu.
"Döviz tevdiat hesaplarına yönelme olduğu yorumlarına katılmıyorum"
Döviz tevdiat hesaplarının (DTH) Eylül sonu itibariyle 108,1 milyar YTL düzeyinde iken, YTL mevduatın 176,5 milyar YTL seviyesinde olduğuna işaret eden Bilgin, dalgalanma sonrası döviz tevdiat hesaplarına bir yönelme olduğu ve burada bir artış olduğu yönündeki yorumlara katılmadığını belirtti.
Bilgin, "DTH'deki artışlar, kur artışlarıdır. Ay sonunda bunlar kurlarla hesaplandığı için, artış varmış gibi görünmekte. Ama bizim gözlemlerimize göre DTH'da çok büyük artış oranı yoktur. Halkımız hala YTL mevduata devam etmektedir" dedi.
Bankacılık sektörünün toplam sendikasyon ve seküritizasyonlarının Eylül sonu itibariyle 20,6 milyar dolara ulaştığını da açıklayan Bilgin, bankaların yeterli tasarruf bulamadığı için farkı bu kredilerle kapattığına işaret etti.
Piyasalardaki dalgalanmaların etkisinin en çok kar, öz kaynak ve sermaye yeterlilik rasyosunda hissedileceğini de söyleyen BDDK Başkanı, toplam öz kaynakların Nisan'daki 56,6 milyar YTL seviyesinden, Eylül sonu itibariyle 56,4 milyar YTL seviyesine geldiğini açıkladı.
"Enflasyon düştüğünde banka karları azalacak"
Enflasyon düştüğünde banka karlarının azalacağını söylediğini hatırlatan Bilgin, ancak 9'uncu ayın sonunda kar artışlarının yine yüzde 30-40'lar seviyesinde gerçekleştiğini hatırlattı.
Bilgin, "Enflasyon oranı düşeceği ve bundan sonra ve faizlerdeki düşüş devam edeceği varsayımıyla, bu karlılık oranlarını, böyle yüksek oranlarda artışları göreceğimizi zannetmiyorum... Artış oranı gayet hoş ama bu artış oranlarını önümüzdeki yıllarda faiz oranları düşmeye devam ederse göreceğimizi zannetmiyorum" dedi.
Bankacılık sektörünün bilanço içi açık pozisyonu
Bankacılık sektörünün 2005 yıl sonunda 84 milyon dolar yabancı para net genel pozisyon açığının, 20 Ekim itibariyle 279 milyon dolar fazlaya dönüştüğünü kaydeden Bilgin, "Bankacılık sektörünün bilanço içi açık pozisyonuna bakıldığında da, 2005 yıl sonunda 1,8 milyar dolar olan açık pozisyonun, 20 Ekim itibariyle 6,4 milyar dolar düzeyine yükseldiği görülmektedir" dedi.
Buradan hareketle bankaların, dalgalanma öncesi ve şu anda açık pozisyonlarını ihtiyatlı şekilde ayarladığını, bunun dalgalanmada kendilerine avantaj sağladığını kaydeden Bilgin, bilanço içi açık pozisyonun bilanço dışı kalem ve yeni türevlerle desteklenerek artıya geçtiğini vurguladı.
Buradaki en önemli sorunun, bilanço dışındaki türev ürünlerin mevzuata uygun olarak nazım hesaplara girmesi olduğunu belirten BDDK Başkanı, şöyle konuştu:
"Yani bizim bilmediğimiz ya da bankalarımızın mühendislik ürünleri yaratıp bunu bilançoya geçmedilerse bu büyük risktir. Bizim tespitlerimize göre öyle bir risk gözükmemektedir. Ancak 2001 yılında yaklaşık 15 milyar dolar açık pozisyonda bu nevi fiktif açık pozisyon kapatma çok etkin olmuş ve bankaları derinden vurmuştur. Zaten böyle bir tespit yaparsak, dahiyane fikirleri olan bir bankacımız türev ürünlerle ilgili çok zekice bir enstrüman geliştirip bilançoya yansıtmazsa, o kişinin Türkiye'de bir daha bankacılık yapması imkansız hale gelir. Bunu afişe ederiz..."
Sermaye yeterliliği rasyosu
Nisan'da yüzde 23,07 olan sermaye yeterliliği rasyosunun Ağustos'ta yüzde 20,46'ya indiğine vurgu yapan Bilgin, buradaki düşüşün temel nedeninin aktifteki yabancı para kredilerin yeni kurla hesaplanması olduğuna işaret etti.
Dalgalanma sırasında hiç bir bankanın yüzde 8'lik temel rasyoya yaklaşmadığını belirten Bilgin, hatta burada hedef olarak yüzde 12'ler seviyesinde tuttuklarını belirtti.
Sadece bir kaç bankanın yüzde 11'lere gerilediğini, ardından tekrar yüzde 12'nin üzerine çıktığını açıklayan Bilgin, bu konunun yakından takip edildiğini kaydetti.
Bilgin, sermaye yeterliliği rasyosu yüzde 12'nin altına düşen bankaların şube açma isteklerine sıcak bakmadıklarını anlatırken, "Bazı bankacılarımız işin içinde olduğu için işletme körlüğüne kapılabiliyor, biz hedef rasyo alarak yüzde 12'yi temel alıyoruz. Bankalarımızı bunun altına düşürmemeye gayret gösteriyoruz" diye konuştu.
Basel II
Daha sonra, Basel 2'ye uyum için geçtiğimiz hafta Resmi Gazetede yayımlanan 23 yönetmelik hakkında Bilgin ve BDDK yetkilileri, basın mensuplarına bilgi verdi.
Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu oluştuğunu ve bunun temel düzenlemeleri yaptığını anlatan Bilgin, her kurumun farklı muhasebe uygulamaması için temel düzenlemelerin Kurul tarafından yapılmasını benimsediklerini, sadece detayları BDDK'nın belirleyeceğini kaydetti.
Bağımsız denetim konusunda yaptıkları düzenleme konusunda da konuşan Bilgin, bu konuda kendilerinin zaman zaman eleştiri aldıklarını belirtirken, "Ancak zamanla burada öyle ilişkiler oluşuyor ki bu organik bağlar kurumlara zarar veriyor. Bunun için bağımsız denetimin 8 yıl sonra o kurumdan ayrılmasını istiyoruz. Bu AB'den de ileri bir düzenleme" dedi.
Aynı bağımsız denetim kuruluşunun söz konusu şirkete ne kadar süre sonra dönebileceğine ilişkin soruyu da Başkan Yardımcısı Sabri Davas yanıtladı. Davas yeniden aynı kuruluşta denetim için 2 yıl süre gerektiğini aktardı.
"MB'nin her faiz artırımında saçlarımdaki beyaz sayısı artıyor"
Tevfik Bilgin,düzenlediği sohbet toplantısında, açıklamalarının ardından soruları yanıtladı. Bir gazetecinin, ''Merkez Bankasının faiz artırım kararını fazla mı buluyorsunuz'' şeklindeki sorusu üzerine, Merkez Bankasının görevi gereği enflasyonu düşürmeye odaklandığını hatırlattı ve ''Merkez Bankasının her faiz artırımında, saçlarımdaki beyaz sayısı artıyor'' dedi.
Bilgin, gelecek yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimler nedeniyle piyasalarda konuşulan olumsuz senaryoların hatırlatılması üzerine, kurum olarak çalışmalarında akan bilgileri bir araya getiren bir birimlerinin olduğunu ve burada muhtelif senaryo analizlerinin yapıldığını bildirdi
BDDK'nın bütün analizlerinde, ''iyi, orta ve kötü senaryo'' olduğunu ifade eden Bilgin, ''Bu olmak zorunda. Kurum olarak bunun ağırlığını belirlemede bizim öngörülerimiz, piyasayı algılamamıza ve piyasadaki diğer aktörlerin algılamalarına bağlı. Algılamamıza bağlı olarak bu senaryolardan hangisi ağırlık kazandıysa ona göre tedbirlerimizi yönetmeliklerle, bankalarla birebir görüşmelerle ya da genel duyurular ile düzenlemeye çalışıyoruz.
Otoritenin başındaki kişiler, özellikle bankacılık otoritesinin başındaki kişiler, her zaman ihtiyatlı olmak zorunda. İhtiyat, her zaman bu otoritelerin bazı dalgalanma dönemlerinde rahat etmesini sağlar. Biz bunu mayıs, haziran döneminde yaşadık. Bu bankacılara da yansıdı. Onlar da sonuçta rahat etti'' dedi.
2007 beklentileri
Gazetecilerin 2007 yılına ilişkin beklentilerini sorması üzerine, gelecek yıla ilişkin senaryolarda bir çok değişkenin var olduğunu, buna dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.
Bilgin ayrıca, faiz oranlarının aynı kalması halinde, bankacılık sisteminin 2006 yılına yakın bir karlılığı yakalayabileceğini, faiz oranlarının düşmesi halinde ise bankacılık sektörünün karının azalacağını söyledi
Özel sektörünün borcunun artmasına ilişkin soru üzerine Bilgin, bu konunun çeşitli çevrelerce tartışıldığını, bankacılık sistemi üzerinden reel sektöre kullandırılan borç miktarını bildiklerini belirtti.
Ama bir de firmaların yurt dışından direkt borçlandığını hatırlatan Bilgin, ''bence üzerinde durulması gereken konu bu. Bu, herhangi bir dalgalanmada veya kur artışında firmaları nasıl etkiler, o firmaların bankalara borcu varsa, o firmaların bankalara borcunu da etkiler mi ona bakmak lazım'' diye konuştu.