2006-09-11 10:45:43 - Babası Nuri Cıngıllıoğlu'nun ölüm yıldönümünde verdiği ilanlarla gündeme gelen Sema Cıngıllıoğlu, bir gün Demirbank'ın yeniden hayata geçebileceğini söylüyor.
TMSF'nin altı yıl önce el koyduğu Demirbank'ın sahibi Nuri Cıngıllıoğlu'nun kızı Sema Cıngıllıoğlu, kendilerine haksızlık yapıldığını düşünüyor. Aile gelecekte bankacılık sektörüne yeniden girmek niyetinde. Bankanın isminin Demirbank olması bile muhtemel.
MSF'nin 2000 yılında el koyup HSBC'ye sattığı Demirbank'ın sahibi Nuri Cıngıllıoğlu'nun kızı Sema Cıngıllıoğlu hafta içinde verdiği bir ilanla dikkat çekti. Cıngıllıoğlu ailesinin başlattığı hukuk savaşının sonunda Demirbank'ın fona devrinin iptal sonucu çıkmıştı. Sema Cıngıllıoğlu da babasının ölüm yıldönümü için verdiği ilanda hem bu kararı hatırlatıyor, hem de babasını ve Demirbank'ı çok özlediğini söylüyordu. Biz de Sema Cıngıllıoğlu'nun kapısını çaldık ve altı yılda yaşadıklarını babasının odasında, babasından kalan koltuklarda oturarak konuştuk. Ve Demirbank'ın yeniden hayatımıza girebileceğinin sinyallerini aldık.
- Hafta içinde gazetelere babanızın ölüm yıldönümü için bir ilan verdiniz ve 'Babacım seni ve Demirbank'ı çok özlüyorum,' dediniz. Böyle bir zamanda Demirbank'ı anma gereksinimini niye duydunuz?
- Demirbank'ın kurucusu babam Nuri Cıngıllıoğlu, ömrünü bu bankada geçirmiş. Bankayı babamla çok özdeşleştiriyorum. Babamın vefatından iki buçuk ay sonra Demirbank'ı kaybettik. Onun için sanki babam vefat etti arkasından da Demirbank gitti diye düşünüyorum. Onun seneyi devriyesinde evlat olarak babama olan sevgi ve saygımdan dolayı bu ilanları verdim. Bir de sanki, Demirbank'a el konulmasıyla ilgili davaları kazanarak babamıza karşı olan vazifemizi yerine getirdik diye düşündüm ve bir nevi teselli olur diye düşündüm.
'ALLAH'TAN BABAM BUNLARI GÖRMEDİ'
- Babanız hayatını kaybetmeden önce Demirbank'la ilgili olumsuzluklar yaşanmaya başlanmamıştı değil mi?
- Hayır, katiyetle. Babam 9 Ağustos 2000 yılında vefat ettiği vakit Türkiye böyle bir krizin içine henüz girmemişti. Kasım ayında, Demirbank'la beraber ekonomik krize girildi.
- 'Allah'tan babam bunları yaşamadı,' diyor musunuz?
- Evet, babam iyi ki bunları görmedi (dalıyor)... Evet, iyi ki görmedi, diyorum.
- Demirbank sizin için ne ifade ediyordu?
- Benim hayatım hep Demirbank'ın içinde geçti. Ben iki yaşındayken babam Demirbank'ı kurmuş. 11 yaşından itibaren beni iş hayatına alıştırmaya başladı. Sabahları Erenköy'deki evden birlikte çıkardık. O zamanlar köprü yoktu, vapurla Kadıköy'den Karaköy'e geçer, yürüyerek Bankalar Caddesi'ne giderdik. Beni Avusturya Lisesi'ne bırakıp kendisi bankaya giderdi. Öğle tatilinde okulun arka kapısından çıkar merkez şubeye, onun yanına giderdim. Beraber öğle yemeği yerdik. Akşama kadar da bana vazifeler verir, işi öğretirdi. Akşam saat 18.10'da da Karaköy'den Kadıköy'e giden vapura binerek eve dönerdik.
- Babanız daha o yıllarda sizi iş hayatına hazırlıyormuş sanırım...
- Hazırladı evet, babama çok şey borçluyum. Fakat kız evlat olmamdan dolayı beni daima korumaya almıştı. Ben hiçbir zaman Demirbank'ın yönetiminde ya da fiilen bir görevde bulunmadım. Bankacılık çok ulvi bir meslektir ve hiçbir zaman hata kabul etmez. Bankaya yatırılan para halkın parasıdır. Tabii ki insan iş hayatında hatasız olacak diye bir şey yok, kul daima hata yapabilir.
'NEREDEYSE FELÇ OLUYORDUM'
- Kötü şeyler olabileceğini çok öncelerden tahmin ettiği için sizi korumak istemiş olabilir mi?
- Zannetmiyorum, böyle bir şeyi insan hiçbir zaman düşünmez, hissetmez. Sadece bankacılık çok mesuliyet ve sorumluluk isteyen bir iş olduğu için beni uzak tutmaya çalıştı. Zaten bizde görev ayrılığı vardı, ben diğer işlere bakardım.
- Demirbank belli bir yaş dönemi için ayrı bir yere sahip. Bir dönem çoğu insan güne radyodan duyduğu "Demirbank iyi günler diler," anonsuyla başladı...
- Doğrudur, bazı şeyler markalaşıyor. O zaman bugünkü gibi çok radyo kanalı yoktu. O tarihte olan radyo kanallarında her gün sabah saat 07.10'da o günün tarihi söylenir ve ardından 'Demirbank iyi günler diler,' denirdi. Biz o saatlerde babamla birlikte Erenköy'den dolmuşa binmiş, Kadıköy'de vapura yetişmek üzere olurduk.
- TMSF Demirbank'a el koyduktan sonra sizin hayatınızda neler değişti?
- Tabii ki kolay bir şey değil, çok büyük bir şok yaşadım. Hatta ilk 15 gün içinde tansiyonum birden çok yükseldi ve yoğun bakıma kaldırıldım. Üç gün yoğun bakımda kaldım. Aslında felç olma aşamasından geri döndüm.
- Anneniz de eşini kaybettikten kısa bir süre sonra yaşadığı bu olaydan etkilenmiştir sanırım...
- Etkilendi tabii, o da şeker hastası oldu. Bütün ailemiz için kolay bir şey değil, herkesin sağlığı etkilendi.
- Demirbank'a el konulması ve satılması konusunda size haksızlık yapıldığını düşünüyor musunuz?
- Bunu bir tek ben düşünmüyorum ki, bütün herkes böyle düşünüyor. Siz düşünmüyor musunuz?
- Peki niye böyle bir şey yaşandı sizce?
- Bilemiyorum. Bu konulara girmek istemiyorum.
- Üzerinizde bir hüzün var. Siz hep böyle miydiniz yoksa yaşananlar mı sizi böyle yaptı?
- Ben aslında hayatı çok seven, çok canlı, dolu dolu bir insanım. Ama sorduğunuz sualler beni hüzünlendiriyor.
'Artık affetmeyi, hoşgörülü ve sabırlı olmayı öğrendim'
- Altı yılda bu yaşadıklarınızdan hayatınız nasıl etkilendi?
- Çok üzülüyorsunuz, sağlığınız etkileniyor, geceleri hiç uyuyamadığınız günler oluyor ama hayat görüşünüz değişmeye başlıyor. Yaşayabilmek, hayatta kalabilmek için kendinizi eğitmeye başlıyorsunuz. Ve ben kabullenmeyi öğrendim hayatımda, ve hakiki dostluğun ne demek olduğunu. Başıma bir şey geldiği zaman 'Bu da yaşanacakmış, bunu yaşamam gerekiyormuş, bu da iyi bir şeyler doğurabilir,' diyerek pozitif düşünmeyi öğrendim. Yaşama daha çok sarıldım.
- Bunların çoğu güçlü insanların özellikleri. Bu yaşananların sizi güçlendirdiğini söylemek yanlış olmaz sanırım...
- Belki doğru söylediniz. Şu an hayatımda arzu etmediğim, beklemediğim veya üzüleceğim olaylar gerçekleştiği zaman 'Allah'ın takdiri böyleymiş. Kim bilir bunun bana nasıl faydası olacak?' diye kabullenip pozitif düşünüyorum. Tabii ki çok üzülüyorum ama artık olanları hoşgörüyle karşılamayı, affetmeyi ve sabırlı olmayı öğrendim.
- Peki altı yılda insanın öfkesi, üzüntüsü artıyor mu azalıyor mu?
- İnsanın ciğeri yandığı zaman daima iki göğsünün arasında bir sızı, acı olarak kalıyor. Onunla beraber yaşar, onu kabullenir, yaşama doğru yol alırsınız. Gündüzleri yaşam savaşında unutmak istediğiniz acıları gömebiliyorsunuz ama yalnız kaldığınız zaman kapak açılıyor ve onlar beyninizde tekrar yaşamaya başlıyor.
- Türkiye'nin en büyük bankalarından birinin sahibiydiniz. Bu aileniz için maddi manevi anlamda büyük bir güç olsa gerek. Bankayı kaybettikten sonra yaşam standardınız değişti mi?
- İnsanın bankası var diye halkın mevduatını alıp kendisinin mi harcaması lazım?
- Kastettiğim o değildi tabii ki...
- Benim yaşantım daima çok mütevazı olmuştur, aynı şekilde de devam ediyorum. Ayrıca Cıngıllıoğlu ailesi çok köklü bir ailedir. Hem baba hem anne tarafımın hayat ağacını görmelisiniz. Her iki taraftan da çok köklü ailelerden geliyoruz.
'HSBC ile çalışamam'
- Basından takip ettiğimiz kadarıyla bankaya el konulmasından sonra aile içinde de sorunlar yaşadınız. Hatta kardeşlerinizle hukuka yansıyan problemler olmuştu...
- Kolay bir şey değil, Allah düşmanımın başına vermesin. Aile geçirdiği şokun etkisiyle ne yaptığını bilemedi ama kısa sürede bunların yanlış olduğunu gördük ve tekrar sarıldık. Şu an aile arasında hiçbir problemimiz yok.
- Her insan gibi siz de bankayla çalışıyorsunuzdur. Bu banka Demirbank'ı alan HSBC mi?
- Hayır katiyetle değil. Bu doğal bir reaksiyon, o bankayla çalışamam.
- Ama her sabah iş yerinize gelirken bu bankanın önünden geçiyorsunuz. Ne hissediyorsunuz?
- Hatta her gün bombalanan binanın önünden bir, iki kere geçiyorum ve çok dikkat ettim başım otomatikman dönüp oraya bakıyor. İşyerime gelirken geçtiğim şu anki binada da hala eski personelden çalışanlar var, onlarla karşılaşmak, selamlaşmak, onlarla beraber olmak beni mutlu ediyor.
- Bir zamanlar Demirbank olan binada şu an HSBC yazıyor olması sizi etkilemiyor mu peki? - Bir hafta çok üzüldüm, sonra alıştım. - Cıngıllıoğlu ailesi olarak bankacılık sektörüne yeniden girmeyi düşünüyor musunuz?
- Biz bankacı çocuğu olarak doğduk, büyüdük, bu genlerimizde var. Ama gün ola harman ola. Her gün sabah kalkıyoruz ve günün bize ne getireceğini bilemiyoruz. Yani zaman ne getirir bilmiyorum.
- Demirbank ismini yeniden alma şansınız var mı?
- Valla Demirbank'a el konulması kararı iptal edildiğine göre... Ben de bilemiyorum ama inşallah olur diye düşünüyorum. Her şey oluyor artık hayatta.
- Peki Demirbank yeniden hayata geçerse nostaljiyi yaşatmak adına yine radyolardan 'Demirbank iyi günler diler,' anonsunu duyar mıyız?
- İnşallah, inşallah Allah o günleri gösterir bize.
Aileden eğitime destek
- Siz aynı zamanda sosyal dayanışma projeleri içinde de yer alıyorsunuz. Bugüne kadar neler yaptınız?
- Birçok vakıf ve dernekte onursal başkanlık ve fiili başkanlık yaptım. Örneğin Fatih Geleceğimizin Çocukları Vakfı'nın kurucusuyum ve üç yıl başkanlığını yürüttüm. Vakıf için Fatih'te bir evi onararak 25 tane çocuğu barındırdık, yemelerini, içmelerini karşıladık ve okula gitmelerini sağladık. Ayrıca üniversiteye giden kızlar ve erkekler için yurtlar yaptırdık. Nüfus cüzdanı olmayan çocukların nüfus cüzdanlarının çıkarılmasını sağladık.
- Eğitime de çok önem veriyorsunuz bildiğim kadarıyla...
- Evet, Güneydoğu Anadolu'da kendi adıma bir okul yaptırdım. Nuri Cıngıllıoğlu Bostancı Anadolu Lisesi var. Ayrıca İstanbul Teknik Üniversitesi'nde annemin adına yurt yaptırdık. Aslında bunları söylemek doğru değil, yapılan yardımlar kulla Allah arasında kalmalı bence.
Eylem Bilgiç/Sabah