| Söyleşi: Vatandaş Ersin olarak dövize müdahaleyi doğru bulmuyorum |
|
2006-06-10 13:48:33 - Piyasalardaki dalgalanmanın ekonomiye ne kadar zarar vereceğini bugünden kestirmek zor. Ancak dalgalanmanın önlenmesine dair çeşitli fikirler ortaya konuluyor. Merkez Bankası'nın 1.75 punalık faiz artışının yeterli olmadığını savunanların yanı sıra, dövize müdahale edilmesi yönünde de birçok fikir öne sürülüyor. Türkiye Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, dövize müdahale edip etmemenin Merkez Bankası'nın keyfiyetinde olduğuna dikkat çekti. "Bu anlamda, özellikle görevim gereği döviz satsın ya da satmasın gibi bir öneride bulunamam. Ama vatandaş olarak müdahaleye karşıyım" diyen Özince, döviz satarak müdahaleden çok psikolojik müdahalenin önemli olduğunun altını çizdi. Özince, özellikle kısa vadeli sermaye hareketleri olduğunda müdahale etmenin, hele hele Türkiye gibi sığ piyasası olan yerlerde hem çok kolay, hem de doğru olmayacağını söyledi.
"Bugün müdahale isteyenler kim adına istiyor" diye soran Özince, bankası veya Bankalar Birliği adına değil de bir vatandaş olarak, böyle bir ortamda dövize müdahale edilmesini doğru bulmadığının altını çizdi. Müdahale isteyenlerin neden kendi dövizlerini satmadıklarını soran Özince, şunları söyledi:
"Başta Hedge fonlar olmak üzere kısa vadeli fonların Türk aktiflerinden çıkıp, döviz alıp yurtdışına çıkmak isteyen ve bekleyen milyarlarca doların olduğu söyleniyor. Onlarca milyar doları olan ve çıkmayı düşünen fonlar var. Müdahale yani bunlara döviz satışı kimden bekleniyor? Piyasaların oyuncularından mı bekleniyor? Hayır. Bir yer işaret ediliyor; Merkez Bankası. Merkez Bankası yükselen ve bu kadar alıcılı bir pazarda dövizi kimin cebinden satacak. Sorumlu mevkide olmayan insanlar nasıl yapılacağı konusunda fikir yürütüyor. Bunu bazen finans sektöründe, ticari hayatta olanlar dile getiriyor. Onların kendisine sormak lazım. Dövizlerini satıyorlar mı? Yani döviz fiyatının düşmesine inanıyorlarsa önce kendi tavrını ortaya koyup döviz birikimlerini satsınlar. Bir piyasa varsa dövizin fiyatının düşük olması gerektiğine inananlar, yükselmeyecek diye düşünüyorlardır. Dolayısıyla dövizlerini satsınlar." Türkiye Bankalar Birliği Başkanlığı'na yeniden seçildikten sonra ilk röportajını Referans'a veren Özince, piyasalardaki dalgalanma, Merkez Bankası'nın faiz artırımı ve sermaye hareketlerine ilişkin sorularımızı cevapladı.
* Merkez Bankası faiz artışını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Son zamanlarda yaşadığımız olumlu olmayan gelişmelerle ilgili bizim ülke özelinde yapabileceklerimiz belli. Ama Türkiye'de yaşanan çalkantıları sadece dışarıya bağlamak doğru değil. Ülkemizde son aylarda önce siyasi alanda sonra da ekonomik alanda bazı olumsuz gelişmeler apaçık ortada. Özellikle de enflasyonun beklenenin üzerinde bir marjinal seyir göstermesi de tetikleyici hususlardan biri oldu. Türkiye'nin öteden beri değerlendirmelerde iki çıpası gibi görünen IMF ve AB ilişkileri başta olmak üzere tüm sosyal, siyasi ve ekonomik politikalarının ve bunların yansımalarının güçlü ve kesin tavırlarla sürdürüldüğünün sürekli belirlenmesi, hatta bazı zaaf gibi görülen hususlara da kesin ve net çareler arandığı tavrının gösterilmesi lazım. Sözün kısası işin psikolojisini yönetmenin önem kazandığını görüyoruz. Burada da yapılacak en önemli şey siyasi ve ekonomik istikrara tüm toplum olarak sahip çıkmamızdır. Şu ya da bu şekilde gündemimizde hep değişiklikler olacak bunları iyi yönetmeyi geçmişte olduğu gibi beceremezsek, geçmişten ders alamazsak bunun sorumluluğu hepimize ait olacak.
* Merkez Bankası faiz artışıyla piyasalara "bağımsız" olduğu yönünde güven verdi mi?
Ben Merkez Bankası gibi bir kurumun sadece başkanından ibaret olduğunu düşünmüyorum. Nasıl bugün Bankalar Birliği, İş Bankası ciddi saygınlığa sahip kurumlarsa ve başındaki insanların dışında bunları bir kurum yapan unsurları varsa, bunun Merkez Bankası'nda da olduğunu düşünüyorum. Merkez Bankası başkanlık makamı bir simge. Bu konuda yapılan atamanın da tereddütleri ortadan kaldıracak yönde olduğu kanaatindeyim. Ancak ben tereddüt duymuyorum diye, herkesin de tereddüt duymaması mümkün değil. Psikoloji bu konularda inandırıcı olmayı sürdürebilmektir. Güvenle güvensizlik arasındaki o ince çizgiyi idare etmek yöneticilerin başarması gereken ilk görevdir. Gelişmeler gösteriyor ki ekonomi yönetimi işini iyi yapma çabasında. Merkez Bankası da faiz artışıyla bunu beklenen şekilde yerine getirmekte. Doğru yapılmaya devam edilmesinin bu tür düşünenlere en güzel yanıt olacağını ve onları rahatlatacağını düşünüyorum. Özellikle serbest piyasa ekonomisi ve onun unsurları ile ilgili ülkemizde görevli, yetkili, sorumlu makamlarda olsun veya olmasın herkesin çok fazla değerlendirme yapma alışkanlığı var. Özellikle sorumlu mevkide olmayan ve çok fazla kendi kişisel menfaatleri söz konusu olmayan tarafların eleştirilerini dozaj ve yapıcı yaklaşım açısından da iyi idare etmedikleri kanaatindeyim.
* Bu faiz artışı Merkez Bankası'nın enflasyon hedefine bağlı olduğunu gösteriyor mu?
Öncelikle bu tür sorulara vereceğim cevaplar ne Bankalar Birliği'nin ne de İş Bankası'nın görüşleri değil. Ben kişi olarak para politikalarını başarılı buluyorum. Yılların yüksek enflasyonu iyi değerlendirilen bir zamanlama ile ve önceki hükümet döneminde başlatılan hususların inançlı bir şekilde sürdürülmesi prensibiyle semeresi alınmıştır, alınmaktadır. Bizim neslimizin 30 yılı aşkın süredir çektiği kronik dert olan enflasyon tek haneli rakamlara inmiştir. Vatandaş olarak ceplerimize sürekli bunun artıları girmekte. Bu başarıyı öncelikle kutlamak gerekir. Enflasyon düştükçe önemi de büyüyor. Düşük enflasyonda küçücük iniş çıkışların dahi değeri büyüyor. Düşünebiliyor musunuz, bizim ülkemizde enflasyon 1 puan oynuyor biz bundan çok rahatsız oluyoruz. Eskiden onar onar sayarlardı, biz de toplum olarak çaresiz bir şekilde bakardık. Dolayısıyla ben tek haneli enflasyona indikten sonra yolun üç hanelerden iniş kadar kolay olmayacağını düşünüyorum. Kanaatim bu tür dalgalanmaların politikalardan dönülmedikçe bir önemi olmadığı.
* Merkez Bankası'nın faiz artışının etkileri nasıl olacak?
Faiz artışından daha önemli olan dövizdeki artış ve bu Türkiye'nin dış ticaretine, rekabet gücüne olumlu katkı yapacak. Döviz yükselmeli deniyordu, buyrun oldu. Bunun yaratacağı artılar her şeyin ötesinde. Faizlerin bir kaç puan artmasının ekonominin genelini ve reel sektörün kredilendirilmesini etkilemeyeceğini düşünüyorum. Ancak bireysel kredilerde faizlerin biraz yükselmesi kaçınılmaz. Bunun çok fazla rahatsızlık vereceğini sanmıyorum. Eğer önümüzdeki dönemdeki cumhurbaşkanlığı, parlamento seçimleri, AB konusundaki gelişmeler, yani iç ve dış siyaseti iyi idare edebilir, ekonomi politikalarda da taviz vermezsek faizlerin yeniden düşüş trendine gireceği ve enflasyona da hakim olunacağını düşünüyorum. Bunları yapamazsak belki kısa süreli bir yükselme yaşarız, ama eskiye dönüşü olası görmüyorum.
TBB'de yerli-yabancı ayrımı ortadan kalkıyor
Bankalar Birliği'nin geçen hafta yapılan 49'uncu Genel Kurul'da yabancı bankaları kimin temsil edeceği sıkıntısı yaşanmıştı. Gerginliğin nedeni ise yönetimde ancak bir yabancı bankanın temsil hakkının bulunması. Bu konuda yeni bir düzenleme hazırlayıp Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun onayına sunduklarını belirten Ersin Özince, resmi bir bilgi olmasa da düzenlemenin uygun görüldüğü yönünde haberler aldıklarını söyledi. Özince, yerli ve yabancı banka farkını ortadan kaldıran, bankaların büyüklüklerine göre temsil edilmesini esas alan düzenlemeyle sorunun giderileceğini söyledi.
Bankalar konut kredilerinde frene basacak
Konut kredi faizleri yükselebilir
Faiz artırımının özellikle konut kredilerini etkileyeceğini belirten Ersin Özince, "Konut kredisi faizleri yükselebilir. Bankacılık konut kredilerinde kaynak yönünden doyum noktasına geldi. Uzun vadeli kaynağa ihtiyacımız var. Mevduat vadeleri uzadıkça başta konut olmak üzere kredi vadeleri de uzayacak, fiyatları ve bulunabilirliği de artacaktır. Taşıma suyla değirmen döndürüyorduk" dedi. Taşıma suyun da bir yere gelip daraldığını ifade eden Özince, "Hemen hemen tüm bankaların frene basacağı kanaatindeyim. Bankalar bu kredileri ya serbest sermayesinden ya da yurt dışı piyasalarda yeniden uygun TL finansmanı sağlamaya başladığında verir. Her halükarda bankacılık sektörünün yeni mevzuatı bile beklemeden ne kadar büyük, cesaretli bir çıkış yaptığı ve bundan da 100 binlerce tüketicinin yararlandığını, bu işin bütün riskinin bankalarımızın sırtında olduğunu görmek lazım. O kredilerin faizi değişmeyecek, bankalarımızı durduran bu" diye konuştu.
Mortgage Yasası'nda birkaç sorun var
Konut finansmanı ile ilgili uluslararası örneklere bakılarak iyi bir yasa tasarısı hazırlandığını ancak bir-iki sorun olduğunu belirten Ersin Özince, "Birincisi bankaların konutun kalitesinden sorumlu olmasına dair düşünceler. Bu, işe en ciddi kısıtı getirmekte. İkincisi değişken faiz seçeneği vatandaşı istismar eden uygulamalar gibi gösteriliyor. Bu ve benzer serbest piyasa ile bağdaşmayan uluslararası iyi örneklerde görülmemiş uygulamaların konmaması lazım" diye konuştu. "Yasa daha erken çıksa piyasa daha iyi otururdu^" diyen Özince, Mortgage Yasası çıksaydı da bu gelişmeler yaşanacağını, fiyat hareketlerinin olacağını ifade etti. Özince, "Bunun tüketici açısından büyük bir eksiklik yarattığını söylemek mümkün değil. Konut kredisi alanlar bugüne kadar herhangi bir zarara uğramadı" dedi.
Durgunluk değil ama soğuma yararlı
Önümüzdeki dönemde durgunluk değil ama belli alanlarda soğuma olması gerektiğini savunan ekonomistler bulunduğuna dikkat çeken Özince, "Ben de gayrimenkul fiyatlarında çok ciddi katlanmalar olduğuna göre anormallik orada da aranmalı diye düşünüyorum. Biraz soğumasında yarar var. Fiyatının bu kadar hızlı yükseldiği bir ürünün tüketici menfaati açısından iyi değerlendirilmesi lazım" dedi. "Ne oluyor da bir bir buçuk yıl içerisinde gayrimenkul fiyatları ikiye katlanıyor iyi bakılması lazım" diyen Özince, ekonominin geneli anlamında ise iç piyasada bazı sektörlerde bir miktar yavaşlama olacağını ancak döviz kurundaki rekabet avantajı nedeniyle dış ticaret, turizm, lojistik gibi alanlar başta olmak üzere diğer sektörlerle fazlasıyla karşılanacağını söyledi. Özince, "Dolayısıyla büyümede çok önemli bir sorun beklemiyorum" dedi.
|
|
Tarih: 10.06.2006 Saat: 13:48 Gönderen: webmaster |
|
|
|
|
Bu haber 6951 defa okundu. |
|
|
|
| | LES-YÖS-Bankacılık Şekil Yeteneği Sayısal İlişki Tacettin Kandemir |
| | | Kan Uykusu 2/ Dvd'li Serdar Akinan |
| |
|
|
|
|
| |
|
|
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|
|
|
|