Bankaları özelleştirme takvimi birlikte açıklanmalı arz doğru olmaz
Tarih: 19.12.2007 Saat: 09:45
Konu: Bankacılık


Özelleştirme kapsamındaki Vakıfbank’ın Genel Müdürü Bilal Karaman, halka arzın genel müdürü olduğu Vakıfbank’ın özelleştirilmesi için doğru model olmadığını söyledi.

Bu görüşünü ekonomi yönetimine de ilettiğini kaydeden Karaman, halka arz olursa hem yönetimin özelleşemeyeceğini, hem de elde edilecek hasılatın, diğer yöntemlere kıyasla daha az olacağını ifade etti.Üç kamu bankasının özelleştirme takviminin birlikte açıklanmasının alıcılar açısından da, gelir açısından da daha iyi olacağını belirten Bilal Karaman, belli bir faiz artışı olsa da, 2008’in çok sorunlu geçmeyeceğini tahmin ediyor.Basel kurallarına KOBİ’lerin uyumunda sıkıntı yaşanmayacağını kaydeden Vakıfbank Genel Müdürü Bilal Karaman, Referans’ın sorularını yanıtladı

2007 kârlı geçti, küresel dalgalanmalardan niye etkilenmedik?

2007 aslında gerçekten bankacılık sektörü açısından kârlı bir yıl oldu. Toplam sektör kârı neredeyse iki katına çıktı. Burada tabi 2003’den sonraki bu kâr hareketini iyi yorumlamak, bankacılığın gelişimine iyi bakmak gerekiyor. Çünkü malum 2003 öncesinde banka bilançolarında hazine bonolarının ağırlığı çok fazlaydı ve krediler azınlıktaydı. Geldiğimiz seviyede kredilerin payı ve mevduatın krediye dönüşüm oranı çok yükselmiş durumda. Kredi büyümesi, daha çok firma ve kişilerin banka müşterisi olması ve bankalarla çalışması gibi bir sonucu da doğurdu. Sadece kredi kullanmak değil, hizmet gelirleri de çok ciddi bir biçimde artmaya başladı. Yurtdışındaki dalgalanmanın sebebi ise malum; sub-prime konut kredilerinden kaynaklı bir sıkıntı. Yılın üçüncü ve son çeyreğinde bu sinyallerin ekonomiye etkileri hissedilmeye başlandı. Türk bankalarının Haziran-Temmuz aylarında yurtdışı borçlanmaları yapılmıştı. Bir tek bizim aldığımız bir sendikasyon kredisinin 375 milyon dolarlık bir dilimi bu döneme denk geldi. Üç yıl vadeli karma bir sendikasyonumuz vardı, biz onu da tamamladık, o yüzden bu dönem bankacılık sektörü pek etkilenmedi. Fakat önümüzdeki yıl bir miktar etkilenme olabilir diye bekliyoruz. Şu anda bankacılık sektörünün 25 milyar dolar seviyesinde bir dış borcu var. Bunun galiba 10 milyar doları kısa vadeli ve herhalde gelecek yıl büyük bir kısmının vadesi geliyor. Orada bir miktar sıkıntı çekilebilir, ancak ciddi bir sorun yaşanacağını düşünmüyorum.

Siz ne zaman sendikasyonu roll-over ettiniz? Faiz artışı oldu mu?

Bizim Kasım’ın sonuydu, 4 baz puan bir artış oldu ama biz bunu tamamladık. Gerçekten bu dönem bunu tamamlamak önemli bir başarıydı. Bu da halen Türk ekonomisine özelde de Vakıfbank'a olan güveni de gösteriyor.

Sendikasyonlarda sıkıntı olmayacağı, sadece maliyetin artacağı ancak sermaye piyasalarından fon temininin zorlaşacağı söyleniyor. Siz de bu görüşe katılıyor musunuz?

Doğru orada zorluk yaşanabilir çünkü yurtdışı dalgalanma bir yönüyle sermaye piyasaları kaynaklı diyebiliriz. O yüzden zorluk swap işlemleri gibi son yıllarda bankacılık sektöründe çok uygulanan bir yöntemde olabilir. Konut ve uzun vadeli kredilerin finansmanında da biraz sıkıntı yaşanır.

Kârlılıkta bir düşüş olabilir mi?

Kârlılıkta bir miktar düşüş olmasa bile önemli bir artış olmayacağını düşünüyorum. Yurtdışı transfer maliyetlerinin artışı da mutlaka bankaların bilançolarına yansıyacaktır.

Mevduatta son günlerde rekabet çok kızıştı. Bu durum sadece yılsonu bilançoları için mi, yoksa yeni yılda da sürer mi?

Açıkcası yıl sonu olması çok önemli. Aktif büyüklük ve bilançoda liderliği yakalamak isteyen bütün bankalar, son günlerde gerçekten olması gerekenin üstünde faizleri artırdılar. Bu rekabetin yeni yılda şimdiki kadar şiddetli olacağını düşünmüyorum.

Proje kredilerindeki rekabeti biraz açabilir misiniz?

Geçtiğimiz yıl Tüpraş özelleştirildi, Petkim şu aralar gündemde. Biz banka olarak bunların birçoğunda yeraldık. Bu yılda da enerji ağırlıklı olarak yeni projelerin olacağını,özel sektör satışlarının yaşanabileceğini ve bunlarla ilişkili proje kredilerinin devreye girebileceğini düşünüyorum. Birleşmeler, satışlar, konsolidasyonlar olacak çünkü. Büyük şirketlerin satışları için isim zikretmek istemiyorum. O işlerde de yine bankacılık sistemi proje için devreye girecek. Bankamız zaten çok uzun süreden beri bankacılık sistemindeki en eski proje kredilerine önem veren birkaç bankadan biridir. O anlamda proje finansmanı kültürümüzü geliştiriyoruz, yapılanmamızda bu amaçla bazı organizasyon değişikliklerine de gidiyoruz.

Yeni Basel kuralları KOBİ’ler için sıkıntı olur mu?

KOBİ’lerde mutlaka etkisi hissedilecek ama şimdi böyle konuşuldukça KOBİ’ler de kendilerine çeki düzen veriyor. KOBİ’lerin en önemli özelliği esnek yapıda olmaları, değişikliklere çabuk adapte olabilmeleri. Birçok KOBİ şimdiden tedbirler geliştiriyorlar. Bankacılık sisteminde şu da var tabii; Basel kriterleri uygulanmıyor olsa bile bankalar ağırlıklı olarak kayıtdışı işlemlere çok fazla itibar etmiyorlar. Bilançoda gözükenler ne ise onun üzerinden hareket ediyorlar. Bu iki faktörü biraraya getirdiğinizde sektör bunu zaman içinde tolere edecek ve uygulamada sıkıntı olmayacaktır.

Şube sayıları hızla artıyor, böyle devam eder mi?

Geçen yıl binin üzerinde şube açıldı. Şube artışı 2008’de de devam edecektir çünkü birçok banka şube hedeflerini koydu. Dalgalanma sıkıntı yaratabilir, tereddüt de yaşanıyor zaman zaman ama Türk bankacılık sektörü olması gerekenden daha küçük durumda. Biz de planlarımızı şube sayısını artırma yönünde yapıyoruz. Yıl başında 311 şubemiz vardı, gelecek yıl ilk etapta 50 şube açmayı düşünüyoruz. Yani 2008 de toplam hedefimiz 100 şube.

Vakıfbank’ın özelleştirilmesi için plan hazırlandı mı?

Aslında ekonomi yönetimiyle görüşmelerimizden Vakıfbank’ta ne yapılacağı konusunda kesin bir kararın alınmadığı izlenimi ediniyoruz. Bu konuda ve yeni ekonomik programla ilgili çalışmalar olduğunu biliyoruz ama kesin bir şey olmadığını görüyoruz. Biraz konjonktür izleniyor, piyasa şartları izleniyor. Gördüğüm kadarıyla en optimal zaman ve çözüm üzerinde bir karara varılacak. Ben şunu ifade edemeden geçemeyeceğim, bankanın genel müdürü olarak, halka arz modelinin Vakıfbank için doğru bir model olmadığını düşünüyorum.Çünkü sermayesinin yüzde 25’i zaten halka arz edildi. Burada kamu bankalarında özelleşme yapılsın denilirken bunun altında yatan temel felsefe bu bankaların yönetimlerinin özel sektörün eline geçmesidir. Yoksa halka arz yapılabilir yüksek halka arzlar da yapılabilir ama yönetim özel sektöre geçmemiş olur. Özelleştirmeden elde edilecek murada bu takdirde ulaşılmamış olur. Birincisi bu. İkincisi Vakıfbank'ın yüzde 25'i halka açık bir banka, borsa değeri 8 milyar doların üstünde. Yeni bir halka arzda borsa değerinde bir miktar düşüş de yaşanacaktır çünkü daha fazla hisseyi halka arzetmiş olacağız. Hisse fiyatlarında bir düşüş yaşanacağı için de hissedarın eline geçecek satış hasılatı da düşecektir. Ama bir blok satış, kontrol hissesi, azınlık satışı, eşit ortaklık da olabilir. Öyle bir yola girildiğinde görünen bu üç seçenektir.

Geri kalan kamu hissesi blok satılsın yani...

Geri kalanının blok satışı olabilir, halka arz dışında değişik yöntemler de olabilir. Şu anda yüzde 25'i halka açık. Yüzde 16'sı emekli personel ve sağlık yardım vakfına ait. Yüzde 59’u Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kontrolünde. Şimdi ya tamamı satılabilir. Ya da öyle bir ortaklık modeli geliştirilebilir ki eşit ortaklık yapılabilir, bazı bankalarımızda olduğu gibi. Bunların formülasyonları var. Veya azınlık hisseleri verilebilir bu tür uygulamalar da var; bazı talipliler sadece yüzde 20 hisse gelip alıyor daha fazlasını da istemiyor. Bazısı da önce azınlıktan başlıyor ama belli periyotta çoğunluğu veya eşit ortaklığı sağlayacak bir formül bir garanti altına alarak giriyor. Azınlık da eşit ortaklık da olabilir, çoğunluk da satılabilir her üç çözümde de satış değeri borsa fiyatının üstünde olur.Kamu yararı açısından da halka arzın çok doğru çözüm olmadığını düşünüyorum. Eğer Vakıfbank’ın sermaye yapısında yeni bir özelleştirme olacaksa, halka arz dışındaki modeller üzerinde tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Benim kişisel fikrim bu

Halkbankta’da öyle yapacaklar herhalde. Üç kamu bankasının planının birlikte yapılması gerekir galiba..

Ben ekonomi yönetiminde halka arz konusunda kesin bir kanaat görmedim, onlar da çalışma yapıyorlar. Çeşitli uzmanlarla da temasları var. Burada belirttiğiniz önemli bir konu; hangi yöntem yapılırsa yapılsın bu üç bankanın stratejisinin aynı anda açıklanması lazım. Hangisi önce yapılırsa yapılsın, bunun aynı olması lazım, kamu menfaati bunu gerektirir. Neden? Çünkü talipli olacak alıcıların geleceği görerek ve bilerek hareket etmesi lazım. Örneğin ben şunu biliyorum; biz özellikle Vakıfbank’a talibiz diyen bankalar var. Geliyorlar, bilgileri yatırım bankaları kanalıyla istiyorlar. Ama bazısı ikisine de talip olacak gibi. Takvim tüm bankalar açısından aynı anda açıklanırsa, herkes ne yapacağını bilir ve satışlar da optimal noktadan olur.Bir tanesi açıklanır bir tanesi açıklanmaza o zaman işte çok beklenildiği gibi gitmeyebilir.Tahmin ediyorum beraber açıklanır

‘Güncel bankacılık işlemleri ile uğraşmadık’

2007 Vakıfbank için nasıl geçti?

2007 yılına bakarken bizim aslında geriden almamız lazım. 2005’de halka arzı yaptık, sermaye ihtiyacımızı giderdik ve o günlerde aynı tarihte bir yeniden yapılandırma çalışması başlattık. Bazı bankalarımızın 1995-96'da, bazı bankaların 2000 yılı başında başlattığı işi biz de o tarihte başlattık. Hedefimiz pazarlamaya önem veren, müşteri odaklı bir yapı oluşturmaktı. Bu çerçevede yapmamız gereken en önemli iş operasyonlarını merkezileştirip, hiç pazarlamacısı olmayan Vakıfbank’ın personelinin yarısını pazarlamaya ayırmaktı. Bu konuda şu anda yüzde 25’ler seviyesini yakaladık, 2 yıl içinde pazarlamacılar toplam personelin yarısı seviyesine ulaşacak. İki yıl sürecek bir bilgi işlem yatırımına başladık. İlk etkilerini 2008 ortalarında görmeye başlayacağız. Yani iki yıl beklemeye gerek kalmadan kademe kademe devreye girecek. Biz bunları yaptık, güncel bankacılık işlemleri ile uğraşmadık, çünkü geleceğe oynuyoruz, geleceği aydınlık hale getirmeye çalışıyoruz. Günceli de ihmal etmiyoruz. Operasyonların merkezileştirilmesi çerçevesinde 2008'in ilk altı ayında 700 personeli operasyondan çekeceğiz, bu sayısal olarak tespit edilmiş durumda. Özetle; 2007 bankamız için, genel olarak iyi geçti diyebiliriz. Önemli adımlar attık, gecikmiş de olsak gerekeni yapıyoruz.Bu bizi moral motivasyonumuzu olumlu etkiliyor.         

‘Bireysel kredide rekabet yoğunlaşır’

2008'de rekabet daha çok hangi alanlarda yoğunlaşır?

Bankacılık sektörünün şu anda tüm alanlarında yoğun bir rekabet var ve bunun 2008’de devam edeceğini düşünüyorum. Rekabet bireysel kredilerde de olacaktır, proje kredilerinde de. Kaynak temininde tabi yurtdışı kaynakta sorun yaşanırsa, yurtiçi borçlanmada biraz daha rekabet yoğun olabilir. Bu nedenlerden dolayı bankacılık sektörünün tüm alanlarında genel bir rekabetin olacağını düşünüyorum ama özelde KOBİ ve bireysel kredilerde rekabet daha yoğun bir şekilde yaşanacaktır. Tabi bankaların ürün çeşitliliğini de artırması lazım.

Yarın: Şekerbank Genel Müdürü Hasan Basri Göktan







Bu haberin geldigi yer: Bankaciyiz Biz
http://www.bankaciyiz.biz

Bu haber için adres:
http://www.bankaciyiz.biz/article4621.html