Bankacılık sektörünün derinleşmesi için en başta "halkın sektörle barışmasını sağlamamız lazım" diyen Tekfenbank Genel Müdürü Mehmet Erten, ambalajlı süt üreticilerinin yıllar önce açık satılan süte karşı yürüttükleri ve önemli başarı sağladıkları kampanyaya benzer bir şeyin bankalar tarafından da yapılması gerektiğini söyledi.
Bankacılık sektörüne olan yabancı ilgisinin en önemli nedenlerinden biri taşıdığı potansiyel. Türk bankacılık sistemi 2006 yılı sonu itibariyle Gayri Safi Milli Hasıla'nın (GSMH) yüzde 87'sine ulaşan bir aktif büyüklüğe ancak ulaşırken, bu oran Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama yüzde 300'ler civarında. Bankacılık sektörünün derinleşmesi için başta yüksek olan aracılık yüklerinin düşürülmesi uluslararası oyuncularla rekabet eşitliği sağlanması gerektiği belirtiliyor. Bunun yanı sıra sektörün de önemli oranda kaybettiği "güven"i yeniden kazanması lazım. Özellikle 1999 yılında başlayan ve 20 bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesine alınmasıyla sonuçlanan dönemde ortaya çıkan ve "hortumculuk" olarak nitelenen olumsuz örneklerle sektör ciddi yara aldı.
Bu yıl sektörün GSMH'yı yakalayan bir aktif büyüklüğe ulaşacağını ileri süren Tekfenbank Genel Müdürü Mehmet Erten, bu oranın dahi Avrupa Birliği normlarıyla kıyaslandığında çok düşük kaldığına dikkat çekti. Sektörün derinleşmesi için en başta "halkın mali sektörle barışmasını sağlamamız lazım" diyen Erten, Türkiye'de banka kullanımının geniş kitlelere mal olmadığını, önemli bir kesimin banka yerine, yastık altına, gayrimenkule yatırım yaptığını vurguladı. Erten, mali aktiflere yatırım iştahının yetersiz olmasının, ekonomi dışındaki durağan varlıklara yatırım yapılmasının, mali sektörün ve ekonominin daha fazla gelişmesini engellediğini ileri sürdü. Bunda uygulanan politikaların, yaşanan olumsuzlukların yanı sıra kendilerinin de kabahati olduğunu belirten Erten, "Mali aktiflere ilgiyi başbakan seviyesinden başlayarak, kamuya aktarmamız lazım. Eğer milletimizin bankacılıkta mevduat tutma, sunduğu ürünleri alma alışkanlıkları gelişirse sektör ekonomiyi daha rahat kaldıracak büyüklüğe gelir, verimlilik artar. Bununla birlikte bankacılık hizmetleri daha ucuz düzeylere geriler" dedi.
Erten'e göre, en büyükten en küçüğe kadar bankalar piyasa paylarını artırmak için birbirleriyle girdikleri kıyasıya rekabet yerine, mali sektörün bir "güven müessesesi" olduğunu kuvvetlendiren ve halkın bankacılıkla bağını güçlendiren bir strateji izlemesi durumunda çok daha başarılı sonuçlar elde edebilir. Ancak Erten, kâr ve piyasa payını artırma baskısı nedeniyle büyük resmi, daha uzun vadeli stratejiyi ihmal ettiklerinin altını çizdi. Ambalajlı süt üreticilerinin yıllar önce yürüttüğü kampanyanın bu anlamda önemli bir örnek oluşturduğunu düşünen Erten şunları söyledi: "Türkiye'de ambalajlı süt üreticileri sokakta satılan süte karşı mücadele etmeleri gerekiyordu ve işleri çok zordu. Ancak oyuncular kendi aralarındaki rekabeti bırakıp, sütün hijyenik ambalajda satılmasının önemini vurgulayan kampanyalarla kamuoyunun karşısına çıktılar. Çok da başarılı oldular. Ben benzer bir şeyi bankacılık için de gerekli görüyorum. Kaybolan, zedelenen güveni tekrar kazınırken, hem olaylar karşısında, hem ürünlerin kamuya tanıtımı, fiyatlaması, şeffaflık karşısında bir duruş göstereceğiz. Bankacılık sektörünün bunu başaracağını düşünüyorum."
EFG Menkul Tekfenbank çatısı altına giriyor
HC İstanbul Menkul Kıymetler'i satın alıp adını EFG Menkul Kıymetler olarak değiştiren Yunanistan'ın ikinci büyük bankası olan Eurobank, geçen yıl da Tekfenbank'ın yüzde 70'ini 182 milyon dolara satın aldı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun (BDDK) sancılı bir süreçten sonra geçen ay, hisse devrini onaylamasıyla Tekfenbank'ın yüzde 70 Eurobank'a geçerken yüzde 30'u Tekfen Holding'te kaldı. Yeni dönemde hızlı bir büyüme politikası izleyerek "en iyi banka" olmayı hedefleyen Tekfenbank, EFG Menkul Değerler'i çatısı altına alıyor. EFG Menkul Kıymetler'in Tekfenbank çatısı altına gireceğini bildiren Tekfenbank Genel Müdürü Mehmet Erten, "Tekfen Holding ile Eurobank, Türkiye'de finansal sektörde yapacakları tüm yatırımlarda bankadaki ortaklık oranını koruyacaklar. Yani bütün finans sektöründeki yatırımlarda müşterek hareket etme kararları var. Menkul Kıymetler şirketinin sahibi Tekfenbank olacağı için ortaklık bu şirket içinde geçerli olacak" dedi.
EFG Menkul Kıymetler'e yapılacak yatırımın tamamen ortakların sermaye artırımıyla sağlanacağını belirten Erten, bu yıl içerisinde Tekfenbank'ta 70-110 milyon dolar civarında nakit sermaye artışı gerçekleştireceklerini söyledi. Erten, banka ortaklarının ikincil sermaye artırımı ile Tekfenbank'ın sermaye yapısını güçlendirme planlarının da olduğunu bildirdi. Erten, bunların dışında geleceğine duyduğu güvenin bir sonucu olarak Türkiye'ye yatırım yapan Eurobank'ın, Tekfenbank'a ciddi ve uzun vadeli kaynak sağlayacağının altını çizdi.
Piyasa payını ikiye katlayacak
Yeni dönemde kârlı ve hızlı bir büyüme planladıklarını belirten Erten, bugün yüzde 0,5'in altında olan piyasa paylarını ise 2 yıl içerisinde yüzde 1'e çıkaracaklarını vurguladı. "Hızlı büyümeyi kurumsal bankacılık ve orta ölçekteki firmalara, büyük ölçekli firmaları katarak sürdüreceğiz" diyen Erten, perakende bankacılıkta ise hızlı bir büyüme planlamadıklarını bildirdi. Erten, tüketici finansmanı hizmetlerini tamamlayıcı bir hizmet olarak sunacaklarını belirterek, "Küçük İşletme bankacılığı hizmetlerine biraz daha yoğunlaşacağız. Perakende bankacılıkta ise örneğin mortgage gibi seçilmiş ürünlerde bazı imkanları zaman içerisinde kullanacağız" dedi.
Bugün itibariyle 31 şubesi bulunan Tekfenbank, bu yıl içerisinde 8-10 şube daha açmayı planlıyor. Erten, "31 şubemizle Gayri Safi Milli Hasıla'nın (GSMH) yaklaşık yüzde 63'üne hizmet götürebiliyorduk, bu kapsama alanımızı GSMH'nın yüzde 80'ine kadar büyütmek istiyoruz. Bunun için de 2010 yılına kadar 70 şubeye ulaşmayı hedefliyoruz" dedi. Ay sonuna kadar banka içerisinde kurdukları yapıyla faktoring faaliyetlerine başlayacaklarını belirten Erten, Tekfen Leasing ve Tekfen Finansal Kiralama'nın ise yeni ortaklık yapısının sağladığı geniş fonlama imkanlarıyla önümüzdeki dönemde, müşterilerine daha çaplı ve uzun vadeli hizmetler vereceğinin altını çizdi.
Yabancıların payı arttığı için dalgalanmaları daha rahat atlattık
Yabancı sermayenin bankacılık sektörüne ilgisi ve bu noktadaki tartışmaları değerlendiren Erten, bir ülkenin yabancı sermayenin hangi sektörlere ne kadar gireceği konusunda stratejisinin olması gerektiğini söyledi. Yabancıların sektörün tamamına hakim olmasının doğru olmayacağını belirten Erten, bankacılık sisteminde yabancı oyuncu ve payının artacağını ancak hiçbir zaman sektörün yüzde 100'ünün yabancıların hakimiyetine geçmeyeceğini ileri sürdü. Yabancıların sektöre yoğun girişinin bugün reel sektörün lehine işlediğini belirten Erten, "Geçen yıl mayıs-haziranda yaşanan finansal dalgalanmayı 3 yıl önce yaşasaydık; bu rahatlıkta, bu esneklikle atlatamazdık, yarası ve izleri daha derin olurdu. Bundan sonrada dalgalanmalar yaşanacak ancak etkileri itibariyle daha kolay yönetilebilir olacak. Yabancı sermayenin doğrudan gelmesi, ellerini daha fazla taşın altına koymaları, bu tip krizleri atlatmakta bize güç veriyor. Çünkü borç veren yabancı sermaye çabuk dönerken elini taşın altına koyan yabancı sermaye aynı hızla dönmez" dedi.
BDDK onay tartışmalarının basına yansıması şık olmadı
BDDK'nın Tekfenbank'ın yüzde 70'inin Eurobank'a devrini onaylama sürecinde yaşadığı sancılar kamuoyunda da çeşitli tartışmalara neden oldu. Bu süreçte bazı BDDK üyeleri, "Finansbank’ın satışının ardından kalemlerini kırdıklarını, Tekfenbank’ın satışına onay vermeyecekleri" açıklamaları yapmışlardı. BDDK'nın onay vermeyeceği yönündeki haberlere rağmen kendilerinin onay verilmeyeceği endişesi yaşamadıklarını belirten Erten, "Süreç beklediğimizden uzun sürdü ancak BDDK kurum olarak işin tüm gereklerini yaptı ve kanuni süreleri içinde onay verdi. Yunan boyutu ile basına birtakım endişeler ifade edildi. Biz burada sessiz ve resmi cevabı bekledik. Resmi cevapta onay olarak geldi" dedi. BDDK'nın onay sürecinin son aşamalarının" basına yansımasının ise "şık" olmadığını belirten Erten, "Bizim için resmi yazı esastı, o ana kadarki söylentiler veya basına yansımalar bize resmi olarak yansımadığı için de sorun yoktu. Onay verilmeyeceği endişesi yaşamadık, ancak gerekli gereksiz yansımalar bizi tedirgin etti" dedi.
Tekfen Holding'in yabancı ortak arayış sürecini, her şeyi ilgili otoritelerle paylaşarak yönettiklerini vurgulayan Erten, yabancı sermayenin hangi ulusa mensup olduğunun önemli olmadığının altını çizdi. "Eurobank'ın Yunanistan menşeili olması nedeniyle bazı bireylerde değişik duygular oluşabilir buna saygımız var" diyen Erten şunları söyledi: "Her iki ülke tarihsel birtakım gelişmeleri yaşamış, kimsenin bunları yoksayacak hali yok. Ancak o tarihin yaşanmışlığı ve karşılıklı oluşmuş hisler bizim geleceğimizi çok şekillendirmemeli. Hele hele bu ekonomik ve ticari bir boyutta ise gelişmelerin bu tarihin esiri olmaması lazım. Nitekim iki ortak sinerjiye müşterek çalışmaya, iş kurallarının gereği olarak bakıyor. Yapılarımız, mantalite, kişiliklerimiz, iş yapma biçimlerimiz birbirine çok yakın. Keşke iki ülke arasında ticari ilişkiler daha önce başlasaydı. Çünkü bu önümüzdeki dönemde bu iki ülkenin diplamatik veya politik alandaki geçmiş sorunlarını çözmede de muazzam yardımcı olacak."
Seçimler sıkıntı yaratmaz ancak rehavete girilmemeli
Ekonomi ve piyasalara ilişkin gelişmeleri değerlendiren Tekfenbank Genel Müdürü Mehmet Erten, son yıllarda yakalanan büyüme trendinin bu yıl da süreceğine inanıyor. Erten'e göre, Türkiye ekonomisi bu yıl yüzde 5 civarında bir büyüme sağlar. Enflasyon konusunda ise Merkez Bankası'nın arzu ettiği seviyeyi yakalayamayacağını belirten Erten'in yıl sonu enflasyon tahmini ise yüzde 6,5-7 civarında. Erten de bir çok bankacı ve piyasa oyuncusu gibi cumhurbaşkanı ve genel seçimlerin ciddi bir dalgalanmaya neden olmayacağı kanaatinde. "Oturduğumuz zemin kaya gibi sağlam değil, bir takım sallantılar geçirebiliriz. Ama eskisi gibi o seçim olacak, bu seçim olacak ekonomi batacak" diye düşünmeye gerek olmadığını belirten Erten, yaşanacak olası dalgalanmaların ise iç risklerden ziyade gelişen piyasalar, küresel likidite ve gelişmiş ülkelerin faiz hadlerindeki değişimlerden kaynaklanacağını söyledi. Genel anlamda iyimser olan ve gelecekte bir olumsuzluk beklemeyen Erten yine de, "Giderek güçlenmesine rağmen, gelişmelerden etkilenme durumu anlamında kıta Avrupa’sı ülkesine göre daha yüksek olan bir zeminde duruyoruz. Bu durumu unutmamamız lazım. Son 4-5 yılın performansının makro veya mikro karar birimlerinin rehavete girmesine neden olmaması lazım. Bu akıldan çıkarsa hata yapılabilir" uyarısında bulundu.
| 2006 sonu itibariyle Tekfenbank |
|
| |
|
| Toplam Aktifler |
1.115.845.000 |
| Krediler |
576.778.000 |
| Menkul Kıymetler |
145.446.000 |
| Mevduat |
760.781.000 |
| Özkaynaklar |
117.083.000 |
| Net Dönem Kârı |
12.386.000 |
| Şube sayısı |
31 |