Hedge fonlar yakından izlenmeli
Tarih: 6.12.2006 Saat: 12:20
Konu: Finans


"Amazon'da bir kelebeğin kanat çırpışı, dünyanın başka yerinde fırtınalar yaratabiliyor" diyen BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, büyük paralarla oynayan hedge fonların davranışlarının yakından izlenmesi gerektiğini söyledi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BBDK) Başkanı Tevfik Bilgin, hem yatırımcısı, hem de girdiği piyasalar bakımından hedge fonların (yüksek riskli yatırım fonları) büyüklüğünün ve davranış kalıplarının yakından izlenmesi gerektiğini söyledi. Bu fonların bire 10 kaldıraçlar kullanarak çok büyük rakamlarla oynadıklarını vurgulayan Bilgin, "Bu piyasalarda Amazon'da bir kelebeğin kanat çırpışı, dünyanın başka yerinde fırtınalar yaratabilmektedir. Kanat çırpan ABD, Çin, Japonya, İngiltere gibi bir dev ise fırtına bizim gibi ülkeler için kasırgaya dönüşebilmektedir. Bunu da dönem dönem yaşadık" diye konuştu. Bilgin, spekülasyon amaçlı kullanılan türev ürünlerin bankacılık için önemli bir risk oluşturabileceğine dikkat çekti.

Mevduata bile limit koyuyorlar

4. Uluslararası Finans Zirvesi'nde konuşan Bilgin, Türk bankacılık sisteminin 310 milyar dolar aktif büyüklüğe ulaştığını ve bunun yetersiz olduğunu söyledi. Bilgin, "Bugün Türk bankacılık sistemimiz gerçek ölçeğini yakalamış olsaydı büyüklüğünün 310 milyar dolar değil, yaklaşık 700 milyar dolar olması gerekirdi. Yani bankacılık sisteminin Gayri Safi Milli Hasıla'nın iki katı veya daha fazla bir büyüklüğe ulaşması gerekirdi" dedi. Bilgin, bu potansiyel nedeniyle küresel sermayenin dikkatini Türk bankacılık sistemine yönlendirdiğini söyledi. Türkiye'de finans sistemine küresel ilginin her türlü duygusal yaklaşımdan uzak ve mantıklı bir şekilde yakından izlenmesi gerektiğini belirten Bilgin, diğer bazı ülkelerin bu konuda gösterdiği hassasiyetin nedenlerini anlatan akıl süzgecinden geçirilen değerlendirmelerin de konuşulabilmesi, en azından buna fırsat verme objektifliğinin gösterilmesi gerektiğini söyledi.

Bir bankanın Avrupa'da faaliyette bulunurken, mevduat toplamasına dahi limit getirilebildiğini belirten Bilgin şunları söyledi: "Örneğin Hollanda'daki Türk bankası Türkiye'ye kredi verdiği zaman rezerv tutmak zorunda ama bir Hollanda bankası Türkiye'deki bir firmaya kredi verdiği zaman hiçbir rezerv yükümlülüğü yok. Bizim herhangi bir bankamız Almanya'da ayrı bir tüzel kişilik kurmak istediği zaman Almanya otoritesi o bankanın Türkiye'deki merkezinden, ana ortaktan belirsiz bir taahhütname almaktadır. Bu taahhütnamenin de tutarı belli değildir. Bir bankanın Avrupa'da faaliyette bulunurken otorite tarafından mevduat toplamasına dahi limit getirilmektedir. Bizim direktiflerinde esas aldığımız AB'deki bazı ülkelerindeki uygulamaları bunlar. Gerektiği zaman bu ülkenin otoritesi de ilgili kurumları da mütekabiliyet ilkesini uygulama cesaretini gösterebilmelidirler."

Finans sisteminin ve özellikle bankacılığın istediği en önemli şeyin siyasi ve ekonomik istikrar olduğunu hatırlatan Bilgin, istikrara en iyi örneğin 2002-2004 dönemi, en kötü örneğin ise 1990'lı yıllar olduğunun altını çizdi. Bilgin, "Bankacılık, buz dağının üzerindeki kitle benzeri devamlı kamuoyunun gözü önünde olması nedeniyle şimşekleri üzerine çekmiştir. Ancak unutulmamalıdır ki her bir bankacılık krizinin altında siyasi veya ekonomik istikrarsızlığın bilinen ya da bilinmeyen gizli eli önemli paya sahip olmuştur" dedi.

Türk bankacılık sisteminin önemli mesafeler kat ettiğini belirten Bilgin, bankacılık açısından 1990'lı yıllar ile 2000'li yıllar arasındaki farkları ise şöyle sıraladı: "Devlet kaynaklı kârlılık giderek azalmaktadır. Mevduatın krediye dönüşüm oranı yüzde 70'ler düzeyindedir. Sisteme girişin kolay, çıkışın zor olduğu bir dönemden girişin zor, çıkışın kolay olduğu bir döneme geçilmiştir" dedi. Kurumsal yönetimin ve şeffaflığın esas alındığı bir döneme geçildiğini de vurgulayan Bilgin, "Şeffaflıkla ilgili olarak Türk bankacılık sistemi, bilanço ve kâr-zarar tabloları anlamında en şeffaf günlerini yaşamaktadır. Sizin bildiğiniz sonuçlar ile bizim analizlerimiz sonucunda bulduğumuz veriler arasında hemen hemen hiç bir fark yoktur" diye konuştu.

Bugün banka üst yönetimi ve sahiplerinin sorunları çözme yöntemlerinin farklılaştığını belirten Bilgin, "Artık sorunlar Ankara'ya gelerek çözülmemektedir. Bunu bankacılarımız da patronlar da gayet iyi öğrenmiştir. Çözülebilecek sorunlar kendiliğinden BDDK süzgecinden geçerek bir sonuca ulaşmaktadır" dedi.

Bilgin, finansal varlıklara olan talebin artırılması ve bu bağlamda mali piyasalara derinlik kazandırılması gerektiğini belirterek, sadece bankacılık değil, leasing, faktoring, sigorta ve aracı kurumlarla toplu bir ilerlemenin şart olduğunu söyledi. Bilgin, "Şu anda leasingle ilgili mevcut kanunumuz var. Bunda bir kaç maddede oynama yaparak banka dışı mali kurumlar kanunu taslağını hazırlamaktayız. 1-1.5 ay içinde ilgili bakanımıza sunmayı düşünüyoruz" dedi.

Bağımsız değil, özerk durumdayız

Bilgin, BDDK, Sermaye Piyasası Kurulu, Rekabet Kurulu gibi yaklaşık 11-12 kurumun ve bankaların bağımsız olduğuna inanmadığını ve bağımsız değil özerk olması gerektiğini söyledi. Bilgin, BBDK ve diğer ilgili finansı yönlendiren kurumların, toplumun ihtiyaçlarını bilen, ülke menfaatlerini ön planda tutan ve kararlarında özerk olabilen kurumlar olması gerektiğini vurguladı. Bilgin, "Türkçe'ye her nedense bağımsız olarak çevrilmiş. Bu algılama, bu gibi kurumların bazen toplumun ihtiyaçlarından ve ekonominin gereklerinden de bir miktar uzaklaştırabilmekte. Biz idari olarak, mali olarak aldığımız kararlarda, yaptığımız düzenlemelerde, projeksiyonlarda özerkiz, kararlarımızı bu özerlik ve rahatlık içinde veriyoruz ama hiç bir zaman bu toplumun içinde toplumun ihtiyaçlarını bilerek yaşadığımızı da unutmuyoruz. Benim özerklikteki kastım bu anlamdaki özerkliktir" dedi.

Finansal istikrar raporu BDDK'nın işi

BDDK ile bankaların kredibilite ve kaderlerinin ortak olduğuna inandıklarını belirten Tevfik Bilgin, tüm bankaların yanı sıra 2006 başından itibaren 180 leasing, faktoring ve tüketici finansman şirketinin BDDK'sı olduklarını söyledi. Bilgin, Türk finans sisteminin oldukça önemli bir ağırlığını yönlendiren, denetleyen ve bunları sorumluluk olarak yapın bir kurum olarak finans sektörünün sağlıklı, koordineli, istikrarlı büyümesini diğer tüm kurumlardan daha çok istediklerinin altını çizdi. Bilgin, "Bu konuda attığı her imza ile sorumluluk alan ve hesap verme konusunda olan da yine BDDK'dır. Bankacılık sistemi ilaveten leasing, faktoring ve tüketici finansman şirketlerindeki en ufak sarsıntı halinde tek başımıza kaldığımızı ve bundan sonra da kalacağımızı çok iyi biliyoruz" dedi. Bilgin, bu kapsamda isim vermeden Merkez Bankası'nın ayrı bir finansal istikrar ve sektör raporu yayınlamasını eleştirerek, "Bankacılık sistemi hakkında BDDK dışında analiz, tespit ve yorumları saygıyla karşılıyoruz. Ancak bu açıklamaların sadece sahiplerini bağladığını düşünüyoruz" dedi.

Belediye tahvilleri çıkarılacak

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) İkinci Başkanı Turan Erol, büyük altyapı projelerinin menkul kıymet çıkararak finanse edilmesi amacıyla belediye tahvilleri olarak bilinen sermaye piyasası aracının geliştirilmesi için bir çalışma grubu oluşturduklarını söyledi. 4. Finans Zirvesi'nde konuşan Erol, gelir ortaklığı senedine benzeyen bu tip bir menkul kıymetin ihracı ile hem yatırımcılar için alternatif yatırım araçları geliştirilmiş olacağını hem de metro, köprü, tünel, baraj gibi büyük projelerde devletin finansman yükünün azaltılmış olacağını vurguladı. Mevzuatta menkul kıymetleştirmeye imkan tanıyan bazı araçlara ilişkin düzenlemelerin olduğunu belirten Erol, bu ürünlerin ikincil piyasasında istenilen başarının yakalanamadığını ileri sürdü. Erol, "Bu durumun nedenleri arasında Varlığa Dayalı Menkul Kıymet'lerin kısa vadeli ihraç edilmesi ve organize bir piyasada işlem görmemesi sayılabilir. Yatırımcıların kısa vadeli menkul kıymetleri elde tutma arzusu ve ikinci el işlemlerin ihraç edilen banka tarafından yapılması sonucunda ikinci el piyasa işlemleri sınırlı kaldı" dedi.

Sermaye piyasaları kanalıyla son 20 yılda 50 milyar dolar fon toplandığını, bunun reel sektöre aktarıldığını belirten Erol, "Kendi piyasamız açısından bakıldığında piyasa derinliği ve yatırımcı sayısı cazibesi açısından hisse senetlerinin de bir doyum noktası olduğunu hatırlamalıyız. Bu anlamda özel sektör tahvillerinin uzun bir süre sonra yeniden halka arz edilmesi sevindiricidir" dedi.

Yimpaş'ta karar yakın

Toplantı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erol, Yimpaş konusunda Kurul'un çalışmaları olduğunu anımsatarak, yakın zamanda karar alınacağı düşüncesinde olduğunu kaydetti. Erol, Meclis Araştırma Komisyonu'nun çalışmalarını tamamladığını, SPK olarak da dairelerinin yaptığı çalışmaları yeniden ele aldıklarını ve gözden geçirdiklerini ifade etti. Erol, şunları kaydetti: "SPK'nın bu konuda çalışmaları zaten var. Bunları somut adımlar haline getirmeye çalışıyoruz. Kurumumuz bu konuda yakın zamanda karar alacaktır. Bu şirketlerin en büyük sorunları kayıt altına alınma, ortak sayılarının tespit edilmesi. Bu konuda kanunun bize verdiği yetkilere bakıyoruz. Bu şirketlerden bazıları kağıt üzerinde şirketler durumunda. Bunları ayıklamaya çalışıyoruz."

Kurul toplantıları kritik eşikte

"Başkan yokken SPK'da nasıl karar alıyorsunuz?" şeklindeki bir soru üzerine,  Erol, "Kanunumuz açık, birinci başkan olmazsa ikinci başkan bütün yetkiyi kullanır. Karar yeter sayısı oluştu. Karar almada hiçbir sorunumuz yok" yanıtını verdi. Erol, yeni üyenin atanmasıyla beraber halen kritik eşikte olduklarını belirterek, "İki eksiğimiz var. Bir üyemizin hasta olması durumunda yeter sayımız kalmıyor" diye konuştu.

Kurumda 5 yıldır maaşların dondurulduğuna ilişkin iddiaları anımsatan bir gazeteciye de Erol, BDDK ve SPK'da büyük maaş artışları olmasına karşın SPK'nın maaşlarının 5 yıldır dondurulduğunu belirterek, "Bizim maaşlarımızın da onlara yakın noktaya taşınmasını arzu ediyoruz" karşılığını verdi.







Bu haberin geldigi yer: Bankaciyiz Biz
http://www.bankaciyiz.biz

Bu haber için adres:
http://www.bankaciyiz.biz/article1992.html